Türk Spor Ajansı

Bayramımız kutlu olsun…

A+
A-
11.04.2021
157
ABONE OL

Bilindiği üzere Nobel Ödülleri dünyanın en prestijli ödüllerindendir. Kişinin icadını, bilime, edebiyata, insanlığa katkısını ödüllendirmek ve bunu tüm dünyaya duyurmak için verilir. Ödül sahibine ve ülkesine önemli düzeyde itibar sağlar. Prof. Dr. Aziz Sancar hocamız Nobel Kimya Ödülü aldığında ülke çapında bir mutluluk ve gurur dalgası yayılmıştı. Bir Türk’ ün başarısı, çalışkanlığı, azmi sayesinde bu önemli ödüle layık görülmesi hemen hemen hepimizde aynı duyguyu yaratmıştı, sanki ödülü “biz” almıştık…
Bir çok araştırmacıya, hocaya, bilim insanına, öğrenciye örnek oldu, benim de doktora tezim Aziz Hocamızın cümlesiyle başlar: “Çoğu insan zekaya inanır, ben inanmıyorum, bizi birbirimizden ayıran emektir, ben çalışmaya inanıyorum.”
Nobel Ödüllü bir bilimadamı kendi zekasını azımsadığı için değil, çalışkanlığın çok daha önemli olduğuna vurgu yapmak istediği için böyle söylemişti elbette…
Aziz Hoca’nın bir de, üniversite eğitiminden sonra yaşamını sürdürdüğü Amerika yerine memleketine atıfta bulunması gönlümüzü fetheden ikinci dalga oldu.
Hocamızın başarısı ile bir kez daha özdeşleştik, bir kez daha göğsümüz kabardı, belki gözlerimiz doldu. “Beni ödüle götüren, Atatürk’ ün ve Türkiye Cumhuriyeti’nin yaptığı eğitim devrimidir. Dolayısıyla bu ödülün sahibi Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil eden Anıtkabir Müzesi’dir” diyerek Nobel Ödülü ile madalya ve sertifikasını Anıtkabir’e teslim ettiğini öğrendik…
Aziz Hocamız Mardin’de doğmuş, ilköğretim ve liseyi Mardin’de okumuş, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ndeki eğitiminden sonra ise yaşamının büyük çoğunluğunu Amerika’da geçirmiş.
Bilimsel araştırmaları en çok destekleyen ve araştırmacılara elverişli koşullar sağlayan ülkelerden birisi Amerika şüphesiz.
Hocamızı ödüle götüren yolda üniversite eğitimi sonrası çalışmalarının da mutlaka katkısı vardır. Ancak olayın en can alıcı, en vurucu, en etkileyici taraflarından birisi Aziz Hoca’nın Atatürk Cumhuriyetine ve eğitim devrimine vurgu yapması idi. Cumhuriyet demek, teba’dan vatandaşlığa geçiş demektir, Cumhuriyet demek eğitimde fırsat eşitliği demektir. Muğla’nın bir köyünde doğan bir çocuk ile Kars’taki bir çocuğun eğitim hakkının eşit olması demektir.
Mardin’de doğan bir çocuğun Nobel Ödülüne uzanan hikayesinin ana zemini demektir.
Bir toplumun dünya standartlarında mühendis, doktor, öğretmen yetiştirmesi, dünyada öncü olabilecek icatlar yapabilmesi aklın ve bilimin ışığında yürütülecek eğitim sistemi ile mümkündür.
Cumhuriyet demek, cinsiyet ayrımı yapmadan tüm çocukların eğitim hakkına sahip olması demek.
Cumhuriyet demek, fikri hür, vicdanı hür insanlar yetiştirmek demektir.
Son yıllarda gittikçe daha çok eleştirilen eğitim sistemimizde dünya standartlarını yakalamak birincil hedefimiz olmalıdır.
Cumhuriyet demek yasalar karşısında herkesin eşit olması demektir. Ve yine, o yasaları yapanları vatandaşın oy kullanarak kendisinin seçmesi demektir.
Bu ülkenin temeli Atatürk Cumhuriyeti üzerine kuruldu ve ne zaman eksen kayması yaşanırsa pusula yine Atatürk Cumhuriyeti’nin ilke ve devrimleri olacaktır.. Bayramımız kutlu olsun…

Doç. Dr. Sevim GÜLLÜ
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa
Spor Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.