Türk Spor Ajansı

PARALİMPİK

A+
A-
01.09.2021
42
ABONE OL

Tokyo’da düzenlenen paralimpik oyunlarında sporcularımızdan art arda gelen madalya haberlerini duydukça hepimizin keyfi yerine geliyor ve ortalığa gurur sözcükleri yazarak sevincimizi herkesle paylaşıyoruz. Madalya sayısında kırdığımız rekor ise kadayıf üstü kaymak!  Elbette haklı bir mutluluk bu. Alkışlayanların ciddi sayılacak kısmının yüzde gülümseme, altta “acımayla karışık buruk bir duyguyla sonuçları takip ettiği ayrı bir gerçektir de aynı zamanda ama önemi yok.  Tokyo’daki dostlarımız, hepsi, şüphe yok ki, bunları aşmış, işine bakan, spora odaklı, kendilerini spor yapmaya yoğunlaştırmış bireyler! Ve biliyorlar ki, Tokyo bitince mutluluktan bugün uçanların hepsi ortadan kaybolacak, dostlarımız yine kendi kaderleriyle başbaşa kalacaklar!

Engelli bireylerin spor yapması, onların spor yapmaya teşvik edilmeleri, örgütlenme ve dahi ses getirecek seviyeye gelmelerinin öyküsü başka memleketlerde 1900’lü yılların başında başlasa da bizde çok eski değil. 1990’da ilk federasyon kurulmuş. Her boyutta ve dönemlerde kahramanlarımız, mücadele edenlerimiz var elbette. Ama sürecin kolay gelişmediğini, anlamanın ve anlaşılmanın ortaya çıkması “kısa geçmişte uzun zaman” aldığını söylemek gerekir.

Önce Necati Tosuner’in bazı kitaplarını okuyarak sonra “Limitsizspor” isimli derginin yayın yönetiminde yer alarak çok yakından tanıma fırsatım oldu bu “alemi”! Çalıştığım Vatan Gazetesi’nde ampüte futboluyla ilgili haberler de yaptım ama konunun derinliğini 2018’den itibaren iki yıl süreyle yayınladığımız dergiyle fazlasıyla anladım. Bugün paralimpik oyunlarda hararetle alkışladığımız sporcularımızın hemen hepsiyle yakından diyalog kurma fırsatım oldu.  Onları anlatan yazılar, kendilerini ifade ettikleri röportajlar ve dahi “engelli ve spor” kavramlarını yanyana getirerek analiz eden akademisyen görüşleriyle çok ciddi ve önemli bulduğumuz işler ortaya koyduk.

Bizdeki genel algı bir şeye duyarlılık göstermek için o şeyin başına gelmesi gerektiği şeklindedir. İlgisizliğin had safhada olduğu bu dönemde biz tanıdıkça, daha çok anladıkça desteklenmek için büyük çabaya girdik. Birşeyler bulduk ama iki sene zarfında tükendik ve bitti. Son sayısı özel bir kuruluşun “Dergilik” platformunda 245 bin kere indirilen bir dergiden bahsediyorum. O dergi çıkarken biz bugünleri gördük. Dile getirdik. 70-80 sayfalık bir yayının varlığının engelli sporcuları nasıl motive ettiğini izledik. İnanın daha çok bunun için devam edebilmeyi çok arzu ettik. Bizim o gün gördüğümüzü bugün Gençlik ve Spor Bakanlığı da gördü ve “bedensel engellilerin sporla yaşaması artık bir rehabilitasyon değildir, bizzat spordur” diyerek olayı, durumu başka bir seviyeye taşıma projeleri geliştirdi.

Madalyalara sevinelim. Ben çok seviniyorum. Abdullah Öztürk’ün kalbinde milyonlarca kuşun nasıl kanat çırptığını hissedebiliyorum. Engelli değilim, ailemde engelli yok. Anlamak için bir az çaba göstermek gerekiyor, bu kadar basit aslında! Çok şey öğrendik o dönemde.. Anladık ki “her insan beklenmedik bir anda engelli olabilir”, engelli insanların hayatlarını kolaylaştırmak için kurumsal/resmi ciddi çaba göstermek gerek, spor engelli insanlar için muhteşem bir hayata tutunma aracıdır!

Bu bir spor yazısı olacak diye planlayıp bilgisayar başına oturdum. Ama duygulardan kopmak mümkün değil. Raketi ağzıyla tutup topu ayağıyla fırlatarak masa tenisi oynayan biri aracılığıyla spora tanıklık etmek çok farklı duygu yoğunluğuna sebep oluyor. Biliyorum çaba gösteren insanlar var. İçimden bir ses neden “yetmez” diyor acaba?

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
14 Ağustos 2021
29 Temmuz 2021
22 Temmuz 2021
16 Temmuz 2021
12 Temmuz 2021
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.