Türk Spor Ajansı

BEŞİKTAŞ’TA DOĞRU ANLAŞILAMAYAN SORUN ÇÖZÜLEMİYOR

A+
A-
29.11.2021
113
ABONE OL

Şampiyonlar liginden elendikten sonra ligde üst üste 4. Yenilgisini alan Beşiktaş’ta Sergen Yalçın, sorumluluğu üzerine alıyor ama sorunun (kendi ifadesiyle) ne olduğunu bilmiyor.

Sergen Yalçın, yenildikleri her maç sonrası basın toplantısında büyük bir sıkıntı, yanlış ve çaresizlik içinde olduğunu fark ediyor. Sonra kendini iyi hissettirmeyen suçluluk duygusundan kurtulmaya çalışıyor ama iş işten geçmiş oluyor. Böylesi bir anda, stresle baş başa kalmanın ne demek olduğunu deneyimliyor.

Futbolda başarısızlık kendiliğinden ortaya çıkmıyor; yanlış yönetim, bilinçsiz transfer, yanlış antrenman planlaması, yüklenme dinlenme uyumsuzluğu, yanlış rotasyon, kötü beslenme veya yanlış motivasyon…Bunların sonuca etkisi ve takıma zararları önceden kestirilebilecek şeylerdir. Ancak, Sergen Yalçın, başarısızlık için ya saha dışı olayları işaret ediyor ya oyunda hiçbir şey olmamış gibi hakem kararlarını eleştiriyor ya da futbolcuları sorumsuzlukla suçluyor. Bunları yaparken de taraftarla olan duygusal bağlılığın avantajlarını fazlasıyla kullanıyor.

“Doğru anlaşılamayan hiçbir sorun çözülemez.”

Beşiktaş’ta kötü gidişe dur! demek, sorunlara çözüm üretmesi gereken yönetim ve (istifa etmezse) Sergen Yalçın’ın, artık algı yönetiminden vazgeçip akıl yönetimini kullanması ve takımını daha reel yöntemlerle yönetmesi gerekiyor.

“Beşiktaş tarihi ve kültürel kimliği olan bir kurum markasıdır bir ürün markası değildir”

Beşiktaş’ta sorunları çözmek, Beşiktaş tarih ve kültürünü hatırlama, katılım ve bağlılığı gerektiriyor. Çünkü:

Saha da topa değil formaya baktığınızda: 118 yıllık tarih ve kültürü görürsünüz.  “Feda olsun!” Sözü, Beşiktaş Futbol Şubesi kurucusu Ahmet Şerafettin “Şeref” Bey’in “Hastasın biliyorsun. Yatakta olman gerekirken hala Beşiktaş, hala Beşiktaş” diyen doktoruna ince bir sesle “Feda” dedikten sonra hayata gözlerini yumduğu anın devamıdır. 

Şeref tribününe loca olarak bakmazsak: Efsane başkan Süleyman Seba’nın futbol tarihe yazılan “Herkesi bir defa, birini her zaman aldatabilirsiniz. Ama herkesi her zaman aldatamazsınız” cümlesi okursunuz.

Sahaya dikkatli baktığınızda: Beşiktaşlılık duruşuna sahip, Baba Recep (Adanır), Baba Hüsnü (Savman), Necmi Mutlu, Sanrı Sarıalioğlu, Sabri Dino, Yusuf Tunaoğlu, Zekeriya Alp, Rıza, Metin, Ali ve Feyyaz’ın ne efsane maçlar oynadıklarını görürsünüz.

Soyunma odasına girdiğinizde: Maç sonrası takım arkadaşının “hakeme top benden çıkmadı” deseydin ya serzenişine “Ne yani? Üzerimde Beşiktaş forması varken yalan mı söyleyecektim?” diyerek hakemi aldatmayı reddeden Vedat Okyar’ı bir köşe de oturmuş bulabilirsiniz.

Yedek kulübesine boş gözlerle bakmazsanız: Serpil Hamdi Tüzün’ü can kulağıyla dinleyen oyuncularına bir şeyler öğretirken görürsünüz.

Maç bittiğinde: Röportaj yapan Sergen Yalçın’a, Lucescu’nun babacan bir tavırla paltosunu çıkarıp, giydirmesi ders niteliğindedir.

Maç sonu hatıraları dinlediğinizde: Beşiktaş sevgisini takım kültürüne yansıtan unutulmaz kaptan Baba Hakkı’nın, bir maçta taraftar tarafından ıslıklanmasından sonra “Bu formayı bana taraftar giydirdi. Şimdi onlar isteyince de çıkarırım” dediğini duyarsınız.

Bunun anlamı şudur: Sergen Yalçın’dan, Beşiktaş’ın sadece takımını değil, tarihi ve kültürünü de yönetecek olgunlukta, takım bütünlüğüne yatkın ve kültürel ortama uyumlu olması beklenmektedir. Çünkü, teknik direktörlük sadece takımla sınırlı kalmıyor; kulübün tarih ve kültürüne, takımın hedeflerine, meslektaşlarının anılarına, taraftarın umutlarına ortak olmayı zorunlu kılıyor. Bu donanımlar kolay kazanılmıyor.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.