Betpasgiris.vip restbetgiris.co betpastakip.com restbet.com betpas.com restbettakip.com güvenilir casino siteleri casino siteleri canlı casino siteleri deneme bonusu veren siteler

sporgüncel spor haberlerifenerbahçegalatasaraybeşiktaştrabzonspor
DOLAR
43,3061
EURO
50,7280
ALTIN
6.727,95
BIST
12.784,01
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
11°C
İstanbul
11°C
Hafif Yağmurlu
Cuma Çok Bulutlu
12°C
Cumartesi Az Bulutlu
13°C
Pazar Çok Bulutlu
16°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
16°C

Prof. Dr. Seyhan HASIRCI

dr.hasirci@t-online.de TMOK Üyesi ve Fair Play Komisyonu üyesi olan Prof. Dr. Seyhan Hasırcı, Koblenz Landau Üniversitesi Spor Bilimleri Enstitüsünde ders verdi. İstanbul Nişantaşı Üniversitesi Öğretim Üyesi, 2003 ten beri Almanya Olimpik Spor Birliği bünyesinde bulunan Türkiye masası danışmanı olarak görevini sürdürmekte. UEFA Taraftar experi olan Hasırcı, 2014 Yılından itibaren Spor Psikoloğu olarak çalışmalar yapmakta. Prof. Dr. Hasırcı’nın Spor Psikolojisi alanında birçok kitap ve makaleleri bulunmakta. 

PSİKOLOJİNİN SPORDA BAŞARIYA KATKISI

19.09.2022
650
A+
A-

Dünyada Avrupa’da ve dolayısı ile ülkemizde herkesin sabırsızlıkla beklediği Futbol sezonunu başladı, başlamasına başladı da özellikle kendi ülkemizde oynanan futbolun bazı birkaç noktasına değinmeden geçemiyeceğim. Öncelikle Süper Lig takımlarımızda top koşturan sporcularımızın hemen hemen hepsinde yabancı sporcuların sayısal olarak hala çok fazla sayıda yer aldıklarını gözlemliyoruz ve bu konuda Futbolu yönetenlerin bunu önleme gibi bir çalışma yapmaması futbolumuza zarar vermektedir. Bu durum Türk futbolunun kalitesine katkı koyduğu kadar gelişimini de o derece engellediği bir gerçektir.

Gölleri atan yabancılar birbirleri ile yarışıyorken, kendi öz evlatlarımız çok az sayıda takımlarda yer alıyor ve dolayısı ile oynamayan bu çocukların Milli takımda da çok başarılı olmasını beklemek hayal olur diye düşünüyorum!

Bu durumda bizler ne yapıyoruz; Avrupa’da yetişmiş, oralarda top koşturan gençlerimize sarılmaktan başka bir çaremiz kalmıyor ve bunların oranı % 60-70’e kadar çıkmaktadır. Bu da şu anlama gelmektedir: 85 milyon ülkemizden %30 ya da 40 oranında sporcu ulusal takıma girebilirken, geri kalanı 5 milyona yakın yurt dışında yaşayan Türk insanımızdan seçiliyor anlamı çıkıyor. Peki Futbolu ülke düzeyinde yönetenler nelerle uğraşır ve ne yaparlar?

Aslında bugünkü konumuz bu değil, ancak bunları söylemeden geçmek bizleri üzer diye düşünüyorum!

Gelelim asıl konumuza; İnsan organizması, bilindiği gibi fizyolojik, psikolojik ve sosyolojik bir sacayağı üzerinde iç ve dış dengesini kurmuş bir organizmadır ve bu durum dünyadaki tüm insanlar için geçerlidir. Bu ayakların her biri, insanın sağlıklı bir yaşam sürmesini ve sağlıklı davranışlar sergilemesine neden olduğu kadar sporda başarılı olmasında da önemli bir yer tutar. Ancak göz ardı edemiyeceğimiz ve başarıda önemi çok büyük olan bir başka konu da; yetenek, çaba ve çalışmanın çok önemli olduğudur.

Sportif başarı; Bedensel, zihinsel ve psikolojik performansın toplamı ile yakından ilişkili olduğunu söyleyebiliriz.  Özellikle önemli müsabakalarda takımları oluşturan bireyler, fiziksel üstünlük, kuvvet, sürat, dayanıklılık ve mükemmel tekniğe sahip olsalar da; özünde sporcular arasındaki müsabakaları kazanmak “psikolojik üstünlükle” yakından ilişkilidir ve müsabakalar bu üstünlüğe sahip olanların kazandığı olarak tarihe geçmiştir.

Bu gibi durumlarda başarılı olmak için gerekli olan ön koşulları bilen ve uygulayabilen sporcu ile antrenörlerin başarılı olacakları kaçınılmazdır. Müsabakalar hiçbir zaman; sadece kazanmak, yenmek ya da yenilmemek olarak düşünülmemelidir. Sonucu düşünmek ve ne olursa olsun galip gelmeye çalışmaya odaklanmak, sporcunun çoğu zaman doğru düşünmesini ve doğru davranmasını engelleyecektir. Sporcular sadece mevcut potansiyellerini sergilemeye odaklanmalıdırlar. Rakibin gücü, maçın önemi, seyircinin tezahüratı, basının izlemesi, sporcular izin vermediği sürece performanslarını olumsuz yönde etkilemeyecektir! Ve kuşkusuz bu çalışmaları yapan sporcu ve antrenörler genelde kazanırlar.

Sporculara; başarı ya da başarısızlıklarının altında yatan şeyin, yalnızca kendilerinden kaynaklandığı bilinci verilmeli, sporcular için genelde tek rakip, sporcunun kendisi olduğudur! Şayet sporcunun kendisine olan güveni ve inancı sağlanırsa ki! Böylesi bir eğitim alan sporcular; izleyicilerin, basının, rakibinin, hakemin, hatta hava ve saha durumunun başarısına tanık olmaya hazır beklediğine inandığı zaman kazanırlar. Bu güvenle sahaya çıkan sporcu her şeyin kendi kontrolünde olduğuna inandığı için ne gerekiyorsa onu yapacaktır. Çünkü, beyni ile vücudu arasında önlenemeyecek bir iletişim vardır. Aksini düşünürse vücut da o şekilde hareket eder ve vücut nasıl davranırsa beyin o şekilde düşünür. Bu bağlamda; başarıyı önemli düzeyde etkileyen kaygı, panik ve stress halinde hareket eden, telaşlı davranışlar sergileyen, hakeme sinirlenen el kol hareketleri yapan, takım arkadaşlarına bağıran bir sporcunun beyni, o gün kötü bir günde olduğunu, her şeyin ters gittiğini, bu kadar şansız bir günde kazanmanın mucize olacağına düşünmeye başlar. Kısacası müsabakaya hazır değildir.

En son tekniklerle, en iyi koşullarda ve en bilgili antrenörlerle çalışan, benzer yetenekli birçok sporcudan sadece bazılar şampiyon veya yıldız sporcu olur. Çünkü, onlar psikolojik olarak başarmaya hazırdırlar. Kendine güvenir, yenmek ya da yenilmemek gibi bir kaygı taşımaz, sadece elinden gelenin en iyisini yapmaya odaklanır. Yaptığı işten zevk alır ve kendisi izin vermedikçe hiçbir şeyi ya da kimsenin başarısını engelleyemeyeceğini bilir. Kendisi ile ilgili asla olumsuz düşünmez. Sadece o anı yaşar ve hata yapmaktan korkmaz. Olumlu davranışlara yol açacağına inanır. Her şeyden önce neşeli rahat ve kendinden emin olan bir sporcudur.

Dolayısı ile bir antrenör sporcularını seçerken ve antrenman planlaması yaparken onların fiziksel özellikleri kadar, psikolojik özelliklerini de göz önünde bulundurmalıdır. Birçok antrenör sporcuların neler hissettiğini çok iyi bildiğini, onları anlayabildiği çünkü daha önce (sporculuk yaşantısında) benzer şeyleri kendisinin de hissetmiş olduğunu düşünür. Ancak bu tür subjektif değerlendirmeler yanıltıcıdır. Sporcular hakkında doğru bilgiler elde edebilmek için bilimsel yöntemler seçilmeli ya da dışarıdan mutlak surette destek alınmalıdır. Spor psikolojisinde en çok kullanılan tanı koyma yöntemleri; vak’a tarihçesi, gözlem, deney, test ve sosyometri gibi konulardan mutlaka yararlanılmalıdır.

Böylesine bir yaklaşımla müsabaka izlemek bizlere hem zevk verir ve hemde rakip takımlara karşı saygılı olmamıza katkı koyar! Dolayısı ile sporda şiddetten de uzaklaşmamıza neden olur diye düşünüyorum! Herkese Fair Play (Adil Oyun) dolu güzel bir futbol sezonu diliyorum

Saygılarımla 

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.