rcengiz1965@gmail.com01.06.1965 Diyarbakır doğumlu. Lisans, Yüksek lisans ve Doktora eğitimini: Ankara Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor A.B.D.’da tamamladı.Ulusal ve uluslararası bilimsel Kongre ve Sempozyumlarda 84 bildirisi bulunmaktadır.Ulusal ve uluslararası spor bilimleri dergilerinde 45 yayınlanmış makalesi yer almıştır.“O Küçe Senin Bu Küçe Benim”, “Kulübümüz Köklü, Camiamız Büyük Allah Kerim”, “Köşeli Yazılar”, “Top Patladı Şimdi Onarma Zamanı”, “İletişim”, “Sporda İletişim”, “Futbolda Yıldırma” ve “Her Sorun Futbola Gol Oluyor” kitaplarını yazdı.TBMM ve bazı bakanlıklarda çeşitli komisyonlarda görev aldı. TMOK Fair Play Komisyonu üyesi.Birçok ödül sahibi, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Rekreasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi olan yazar evli ve iki çocuk babası.
Emir kipi ile pırlanta gibi hanım hanımcık kız çocukları yetiştirmeye çalışıyoruz.
Koşma, düşersin…
Oynama, terlersin…
Açıklamama gerek var mı, zıplayıp durma…
Yerlerde yuvarlanma, hasta olursun…
Gürültü yapmayın, hanım hanımcık oynayın…
Kaç kere söyledim, sporu değil dersleri düşün…
Bu cümleler çok tanıdık sanırım.
Ne yazık ki, kız çocuklarının eğitiminde binlerce kere yapma, etme, konuşma, koşma, sorma, gülme… Gibi hareketlerini kısıtlayıcı emir kip’li cümleler kuruyoruz.
Erkek çocukları için farklı olmayan bir durum olsa da özellikle kız çocukları “oyun oynayarak değil, hayatları ile oyun oynanarak büyüyorlar.”
Ergenlik döneminde, yoğun fiziksel dönem yaşandığı için kızların “ağır olma” vaktidir.
Beden eğitimi dersinde sınıfta test çözmek, kantinde oturmak, kol kola girip, ders bitene kadar bütün bahçeyi yapışık ikiz gibi gezen kızlar, bu düşüncenin ürünüdür.
Senden sporcu olmaz!
Bu nedenle voleybol örneğinde olduğu gibi sporu yanlış anlayınca kadın voleybolcuların kazandıkları başarıları doğru algılayamadık. Kadın voleybolcular üzerinde ciddi bir araştırma yapmadık. Bilinçli önyargılarla oyuncuların şort boyunu ölçtük ama oyun kalitesini ölçmedik.
Sonrasında, sporcu eğitiminde genç kızlara nasıl davranmaları ve kendilerini nasıl korumaları gerektiği, sonu “Anladın mı?” ile biten kalıplaşmış söylemler ve abartılı yaklaşımlar farklı bir boyutta karşımıza çıkıyor:
Edepli ol!
Az konuş!
Geç kalma!
Gülme!
Önüne bak!
Yüzümüzü kızartma!
Ergenliğe erkek mantığı ile bakıyoruz. Zannediyoruz ki, her genç kız tıpkı erkek gibi hovardalık yapacak, önüne gelen her erkeğe asılacak…
Benzer anlayış toplumsal yaşamda karşılık buluyor. Kadına şiddeti yine kadınlara nasihat ederek, kadınları terbiye ederek, kadınları muhafazakâr bir kimliğe sokarak çözmeye çalışıyoruz.
Kadınları anlamıyoruz. Çünkü biz anlaşılır değiliz.
Erkeği baştan çıkarmasaydın…
Erkeğe ümit vermeseydin…
Biraz sussaydın…
Tahrik etmeseydin…
Kocandır, ev halidir…
O sinirlidir, idare et…
Büyütme…
Uzatma…
Dillendirme…
Bir tek sana mı oluyor?
Bu söylemler; aile hayatında bir kadının nasıl olması gerektiğini, kadının erkeğine itaat etmesi ve sadakat göstermesi gerektiğini anlatan kültürel bir tasarımdır. Bu durum kadının çaresiz halini vurgulamaktadır.
Ahh!
Bir kadını;
Susturabilsek,
Girdirebilsek,
Eve kapatabilsek,
Onların yerine düşünmesek,
Onların yerine karar vermesek,
Çocuk eğitiminde;
– Cinsiyet ayrımını bir terk etsek…
– Neyi görmüşsek o şekilde çocuk yetiştirme huyundan bir vazgeçsek…
– Erkeğe hiçbir şey olmamış gibi davranma huyumuzdan vazgeçsek…
Çocuklarımızı;
– Nasihatle değil müspet bilimle eğitsek…
– Kız ve -erkek ayrımı yapmadan sevgi ile yetiştirsek, saygı ile büyütsek…
– Erkek çocuklarını “dediği dedik, üttüğü düdük” mantığı ile yetiştirip, şımartmaktan vazgeçsek.
– Kız çocuklarını “o erkek, canı isterse yapar” gibi içi boş palavra laflarla ezdirmesek.
Artık, bu astarsız ve dayanaksız söylemlerden vazgeçsek…
Neşet Ertaş’ın “Kadınlar insandır, biz insanoğlu…” Derken ne demek istediğini bir anlasak…
O zaman;
Sorun kökten çözülecek,
Kadın eş değil eşit olacak,
Kadın olduğu için değil insan olduğu için korunacak/kollanacak,
Saygın olacak
Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin dediği gibi kadın “Eş değil, eşitimiz” olacak. Aile güçlenecek, spor gelişecek ve toplum kalkınacak. Dünya daha yaşanılası yer, olacak.
01.06.1965 Diyarbakır doğumlu. Lisans, Yüksek lisans ve Doktora eğitimini: Ankara Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor A.B.D.’da tamamladı.
Ulusal ve uluslararası bilimsel Kongre ve Sempozyumlarda 84 bildirisi bulunmaktadır.
Ulusal ve uluslararası spor bilimleri dergilerinde 45 yayınlanmış makalesi yer almıştır.
“O Küçe Senin Bu Küçe Benim”, “Kulübümüz Köklü, Camiamız Büyük Allah Kerim”, “Köşeli Yazılar”, “Top Patladı Şimdi Onarma Zamanı”, “İletişim”, “Sporda İletişim”, “Futbolda Yıldırma” ve “Her Sorun Futbola Gol Oluyor” kitaplarını yazdı.
TBMM ve bazı bakanlıklarda çeşitli komisyonlarda görev aldı. TMOK Fair Play Komisyonu üyesi.
Birçok ödül sahibi, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Rekreasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi olan yazar evli ve iki çocuk babası.