bahrivreskala@gmail.comİstanbul-İzmir Gençlik ve Spor e. İl Müdürü, TMOK Konsey Üyesi, İzmir KulüplerBirliği Kurucu ve Danışma Kurulu Üyesi, Türkiye Futbol Adamları Derneği İzmirŞube Başkanı, Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi, Ege Tenis Eğitim VakfıKurucu Üye ve Başkanı, Atletizm, Futbol, Masa Tenisi, e. Hakemi, Atletizm, SualtıYüzme Federasyonları e. Üyesi.
DOPİNG nedir? Doping, sporcuların, spor yapanların performanslarını, enerjilerini yükseltmeleri amacıyla yasaklanmış ilaçların, yabancı maddelerin kullanılması ya da herhangi bir yasak maddenin normalinden fazla miktarlarda tüketilmesidir. Bunların vücuda normal olmayan yollardan alınması, yarışmalarda sporcuların haksız şekilde kendilerine, performans, enerji, güç üstünlüğü sağlamasıdır. Özetle herhangi bir yöntemle yüksek dozda ve anormal yollardan, sağlıklı bir kişiye uygulanması veya kendisi tarafından kullanılmasıdır.
Doping ifadesi, Güney Afrika yerlilerinin dayanıklılığı artırdığını düşündükleri ve “Dop” adını verdikleri alkollü bir içkiden gelmektedir. Daha sonra bu ifade İngiltere’ye getirilmiş ve 1889 yılında İngilizce edebiyatına “Doping” olarak geçmiştir. Doping’in kullanımı çok eski dönemlere kadar uzanmaktadır. İlkel topluluklarda dayanıklılığı arttırmak, yapılan işin süresini uzatmak, daha güçlü olabilmek için bazı bitkilerin tüketildiği, bazı karışımların hazırlanıp içildiği bilinmektedir. İlk doping izlerine Milattan önce (M.Ö.) 776 yılında Isparta Kralı Likorgos’un önerisiyle Yunanistan topraklarında bulunan Mora yarımadasındaki Olympia’da düzenlenen şenlikler, tarihteki ilk olimpiyat oyunları olarak kabul edilmektedir. Bu yarışlarda amaç, rekabet ederken, sporcuların ne kadar başarılı olabileceklerini ölçmek idi. Bu dönemde sporcuların hızlı koşabilmek için değişik bir cins mantar yedikleri bilinmektedir. Modern çağdaki ilk dopinglere 19. Yüzyılda yüzme ve bisiklet sporu yapanlarda rastlanmaktadır.
Daha sonraki yıllarda, sporcular da antrenman veya yarışmalarda daha enerjik ve dayanıklı olabilmek için bilinçli bir şekilde ek olarak bazı maddeler almaya başladılar. Uzun bir süre ek olarak alınan bu maddelere yasaklamalar getirilmemiş, hatta bazı ülkelerde sağlık personeli tarafından sporcuların bunları kullanmaları teşvik edilmiştir. Doping yapmak hem Fair – Play , hem de sağlık açısından sporla bağdaşmayan, spora aykırı olan çok yanlış bir davranıştır. Haksız rekabete sebep olan Doping, sporcunun sağlığını tehlikeye atmakta, çarpıntı, yüksek tansiyon, sinirlilik, aşırı ter, saç dökülmesi, kalp krizi gibi rahatsızlıklar yapmakta, bazen de ölümlere sebep olmaktadır. Sağlığa zararları yanında, sporcu yarışlardan men edilmekte , diskalifiye edilmektedir. Bu durum sporcu için “sözün bittiği yerdir”
Doping, hayatımıza ilk olarak 1889 yılında, yarış atlarında performansı arttırma amaçlı kullanılan narkotik ilaç olarak girmiştir. Romalılar döneminde savaş arabaları yarışlarında atların daha hızlı koşabilmeleri için atlara su ve bal karışımı olan ve hydromel adı verilen bir sıvı içirilirdi. (hydromel – bal şarabı, balın fermante edilmesi – gıdaların mayalanması ile elde edilen alkollü içki) Tarihi kayıtlarda Güney Amerika yerlilerinin koka filizleri çiğnedikleri görülmektedir. Modern Olimpiyat Oyunlarının başlamasıyla beraber sporcular arasında madde kullanımı da hızla yaygınlaşmıştır. Günümüze kadar da olimpiyat oyunlarında çok sayıda zararlı madde tespit edilmiştir. Yakın spor tarihimizde de değişik spor branşlarında büyük başarılar elde etmiş 14 sporcumuzda Doping tespit edildi ve çeşitli cezalar aldılar. 2001 Pekin Dünya Üniversite Yaz Oyunları’nda 1500 metre birinciliği, 2002 Avrupa Atletizm Şampiyonası’nda altın madalya, 2003 Paris Dünya Atletizm Şampiyonası’nda gümüş madalyalar alarak büyük başarılar elde eden altın ve gümüş madalyalı Milli Atletimiz Süreyya Ayhan Kop ömür boyu men cezası aldı.
Günümüzde, Doping’in ilk resmi tanımı 1963 yılında yapılmıştır. Buna göre doping; sporcu ya da oyuncuların yarışma sırasında veya oyuna hazırlanırken spor ahlâkına yakışmayacak şekilde performanslarını yapay olarak artıracak ve sporcunun fiziksel ve psikolojik sağlığına zarar verecek madde veya başka olabilecek yöntemleri kullanmasıdır. Doping bir suç değildir, bir kural ihlâlidir, ceza kanunlarında düzenlenmez. Ancak Doping kullanımı, uluslararası ve ulusal spor federasyonları tarafından yasaklanmış ve bazı cezai yaptırımlara tabi tutulmuştur.
Peki bazı ilaçların ve bitkilerin Doping olarak kabul edildiği bu durumda ne gibi farklılıklar vardır. Doping kontrolü nasıl yapılır diye baktığımızda, özetle aşağıda, genelde herkesin kullandığı bazı içecekler oldukça önemlidir ;
Alkol; bazı spor branşlarında yasak olup doping sayılırken, bazılarında ise yasak olmadığını görüyoruz. Okçuluk gibi spor branşlarında elin titremesini engellemek için yarışmacılar müsabakadan önce alkol alırlarsa Dopingli sayılıyorlar. Futbolda ise alkol yasak değildir, Doping sayılmaz.
Kahve; Kahvenin hücrelere daha hızlı kan akımını sağlayacağı ve daha hızlı enerji üreteceği düşünülmüştür. Bu nedenle kafein, bir süre Dünya Doping Federasyonu (WADA) tarafından, yasaklı maddeler listesinin uyarıcılar bölümünde yer almış, fakat günümüzde Doping listesinden çıkarılmıştır.
Sigara; Dünya Antidoping Kontrol Birliği (WADA) , 2017 yılında sigara ve tütünde bulunan nikotini, uyarıcı amfetamin etkisi yaptığını tescil ederek yasaklı Doping maddeleri listesine ekleme kararı aldı. (Amfetamin; dikkat eksikliği ve hiperaktivite (öğrenme güçlüğü) bozukluğu adı verilen hastalıkta kullanılan etkili bir psikotropik maddelerden (uyuşturucu, içeren ilaçlardan ) biridir.
Doping’de bağımlılık; Doping kişinin bağımlılık sistemini, akciğerleri (kronik bronşit ve diğer solunum yollarını olumsuz etkileyebilir, zayıflatabilir. Psikolojik ve fiziksel bağımlılık yapabilir.
Doping kontrolünasıl yapılır; Doping kontrolünde sporculardan idrar örneği alınabileceği gibi kan örneği de alınabilir. Örnek türü, analiz türü, hangi laboratuvara örneğin gönderileceği gibi kararları, doping kontrol örneğinin alınması talebinde bulunan dopingle mücadele kuruluşu vermektedir. Ancak 1983 yılında kafein yasaklı ilaçlar listesine dahil edilmiştir. 1985 yılında yasaklı ilaçlar listesine beta-blokerler, (kalp krizlerinin tedavisinde ve tekrarında kullanılan ilaçlar) idrar söktürücüler ve kortikosteroidler (hayat kurtarıcı) dahil edilmiştir. 1986 yılında kan dopinginin yapılması yasaklanmıştır.
Doping Uyuşturucu mudur? İçişleri ve Sağlık Bakanlığı’yla ortaklaşa yapılan çalışma sonrası doping yapanlar uyuşturucu madde kullanmış sayılmıştır. Yeni uygulamaya göre sporcular ve antrenörler ile birlikte federasyon da ceza alacaktır.
Doping kontrolünü kim yapar? Ülkemizde Doping kontrolünü, Türkiye Dopingle Mücadele Komisyonu yapar. Bu komisyon Dünya Dopingle Mücadele Ajansı (WADA) tarafından tanınmış tek Ulusal Dopingle Mücadele Kuruluşudur ve amacı Dünya Dopingle Mücadele Ajansının belirlediği kurallar çerçevesinde sporcuların haklarını gözeterek eşit ve adil spor ortamını desteklemektir.
Türkiye Doping Kontrol Merkezi nerede, ne zaman kuruldu? 1989 yılında, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ile (TMOK) Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Başkanı, Türkiye Okçuluk Federasyonu Onursal Başkanı, Dünya Okçuluk Şampiyonu olan o günkü Hacettepe Üniversitesi Rektörü de olan Prof.Dr. Uğur Erdener arasında yapılan protokol ile Hacettepe Üniversitesi’nde Türkiye Doping Kontrol Merkezi (TDKM) kurulmuştur. Merkez, 2001 yılında Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC)’nin akreditasyon testlerini ve denetimlerini başarı ile geçmiştir.
WADA nedir? açılımı ve görevi; Dünya Dopingle Mücadele Ajansı’dır. WADA’nın misyonu, görevi sporun her türünde dopinge karşı uluslararası seviyede yürütülen mücadeleyi teşvik ve koordine etmek ve izlemektir
İlk resmi doping kontrolü hangi uluslararası müsabakada yapılmıştır?
1967 yılında (IOC) Uluslararası Olimpiyat Komitesi Tıp Komisyonu, sporda dopingle mücadeleye başlamıştır. Çeşitli yasal düzenlemeler çıkartarak sporda Doping kullanımının engellenmesi için çalışmalar başlatmıştır. İlk resmi Doping kontrolü 1968 Meksika Olimpiyatlarında yapılmıştır.