sonerbarim@hotmail.com
1973 İstanbul doğumlu. İstanbul Üniversitesi Turizm mezunu. Profesyonel İş Hayatına 1993 yılında Asos Eden Garden Hotel’de başladı. Konak Hotel, Oran Hotel, GK Regency Suites Hotellerinde yönetici – üst düzey yönetici olarak görev aldıktan sonra, 2018 yılından bu yana Sed Bosphorus Hotel İşletmeciliğini yapmakta, bunula birlikte My Activitiy Travel adında bir Seyahat Acentası bulunuyor. Ekol Drama ve İstanbul Tiyatrosu çatısı altında amatör olarak tiyatro yapıyor.
Fenerbahçe Spor Kulübü Kongre Üyesi, Beylerbeyi Rotary Kulübü Üyesi, Değer Otizm Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi.
2001 yılından bu yana kendisi gibi Turizmci Berra Barım ile evli.
Bu söz ülkece yaşadığımız süreci ne güzel özetliyor değil mi? 21 Ocak 2025 tarihinde Bolu Kartalkaya’da yaşanan yangın felaketinde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’ tan rahmet, yaralı kurtulan vatandaşlarımıza da acil şifalar diliyorum. Bir kez daha anladık ki ahbap çavuş ilişkisi ile yürüyen işler, çalışmayan adalet sistemi ve yapanın yanına kar kalan bir yapı, geleceğimize verebileceğimiz en büyük kötülük. Zira toplum inancını, umudunu, hayallerini kaybediyor. Hayatın her alanında çok büyük acılara, kayıplara vesile oluyor. Bu yanlıştan çok kısa sürede ve hızlıca dönülmesini umuyor ve diliyorum.
Bu iklimde bir spor yazısı yazmak ne kadar zor tahmin edebilirsiniz. Ancak spor da hayatımızın bir parçası ve dolayısı ile yukarıda yazdığım gibi ahbap çavuş ilişkisi ile yürüyen işler, çalışmayan adalet sistemi ve yapanın yanına kar kalan bir düzenden hali ile etkileniyor ve çok büyük zarar görüyor.
Bir spor kulübüne dair bahis reklamları, Karaborsa bilet skandalları, Kontrat İhlal iddiaları bir yana dursun, aynı spor kulübünün bazı sporcularının Seçil Erzan fonu ile anılması ve bir sporcusunun bir bar çıkışında bir gazeteciyi dövme teşebbüsü ve aynı gazeteciye rüşvet teklifi iddiaları Türk Sporuna çok büyük zararlar veriyor. Maalesef tüm bu iddialar doğru dürüst araştırılıp bir sonuca ulaştırılamazken aynı spor kulübünün bir yöneticisi tarafından Fenerbahçe – Göztepe karşılaşması öncesi yapılan skandal açıklama neredeyse tüm sporseverleri hayrete sürüklüyor.
“Türkiye’ de futbolun gerçekliği yok” cümlesini kuran Portekizli teknik adam Jorge Jesus ne kadar haklıymış meğer. Şu sıralar vatandaşı Jose Mourinho da aynı acı gerçekle yüzleşirken bizim kaliteli Türk medyası adamı ülkemizden kaçırmak için yoğun mesai peşinde.
Gelelim Fenerbahçe – Göztepe maçına. Fenerbahçe açısından son derece önemli olan bu maç öncesinde malum takım yöneticisi ve teknik sorumlusu kendilerince gereken önlemleri almak adına maçın hakemi Atilla Karaoğlan’a dair açıklamalarda bulundular. Hatta tüm gözlerinin hakem ve oynanan oyunun üzerinde olacağını topluma deklare ettiler. Maçın hakemi de bundan çokça etkilenmiş olsa gerek, ilk yarı süresince rakibin orantılı, orantısız 15 faulüne göz yumdu. Fenerbahçe beklenenin aksine kötü bir performans gösterince ilk yarıyı 1 – 0 geride tamamladı. İkinci yarı başlarken oyunda sistem değişikliğine giden Fenerbahçe, dörtlü savunmaya döndü kanatları Maximen ve Kostiç ile daha efektif kullanmaya başladı ve ilk yarıya nazaran rakibine aynı sertlik ve mukavemet ile karşılık verdi. 20 dakikalık mücadelesi ile maçı zor da olsa 3 puanla kapatmayı bildi. Rakibi ile arasında oluş(turul)an 6 puanlık farkı korumuş oldu.
Fenerbahçe taraftarına maç sonu övgüler yağdıran Acun Ilıcalı’ya da iki çift laf etmek isterim. Ilıcalı’nın aksine Fenerbahçe tribünleri hala daha tek yürek tek ses olmaktan çok uzak. Bakın rakibinizin kendi statlarında oynadığı maçlara. 90 dakika hakemi nasıl etki altına aldıklarını görün. Normal şartlarda 9 kişi kalmaları gereken Konya maçında basit bir penaltı kararı ile yine hak etmedikleri bir 3 puan aldılar. Fenerbahçe tribünlerinde adeta aralara serpiştirilmiş bazı kişiler mütemadiyen kendi oyuncularını kendi antrenörlerini, kendi oyun formatını çok sert ve keskin bir şekilde yüksek tonajlı bir ses tonu ile eleştiriyor. Taraftarlar arasında ciddi bir bölünme söz konusu. Bir yanda Ali Koç nefreti ile dolu olanlar bir yanda Aziz Yıldırım nefreti ile dolu olanlar, bir yandan da kimler tarafından gönderildikleri meçhul her şeye bir kulp bulup adeta tribünleri sabote edenler birbirleri ile sürekli bir mücadele halinde. Her iki başkana açık çağrımdır. Daha çok bir arada olmalılar, daha çok işbirliği yapmalılar. Taraftarı el ele olmaya birlikte davet etmeliler. Şu an manzara Fenerbahçe gol atana kadar birbiri ile mücadele eden iki taraftar topluğu var. Takım biraz mücadele etmeye başlayıp gol bulunca herkes o heyecan ve sevinçle destek olmaya başlıyor. Oysa olması gereken şartlar ne olursa olsun hiç susmadan hiç yılmadan takıma ve teknik ekibe destek vermek bir zamanların Hep destek tam destek ruhunu ortaya çıkartmaktır.
Son olarak sürekli ortamı manipüle etmeye çalışan rakibe elbette aynı tondan ve yerinde cevap vermek çok doğru bir politika, ancak tüm enerjiyi bu alanda kullanmakta bir o kadar sakıncalı bir durum diye düşünüyorum. Teknik ekip ve sporculara ekstra motivasyon sağlamak yine yönetime ve Fenerbahçe camiasının yönetim dışında kalan değerlerine düşüyor. Biliyorum mevcut yapının adil bir ortam oluşturmamak konusunda ortaya koyduğu direnç ancak ve ancak camianın yönetimi, muhalefeti, taraftarı, medyası ile birlikte tek bir ideal (Şampiyonluk) altında amasız, fakatsız sadece Fenerbahçe bilinci ile buluşmasından geçiyor.
Artık ülkemde her alanda arsızın haklı, haklının suçlu olmamasını diliyorum.
1973 İstanbul doğumlu. İstanbul Üniversitesi Turizm mezunu. Profesyonel İş Hayatına 1993 yılında Asos Eden Garden Hotel’de başladı. Konak Hotel, Oran Hotel, GK Regency Suites Hotellerinde yönetici – üst düzey yönetici olarak görev aldıktan sonra, 2018 yılından bu yana Sed Bosphorus Hotel İşletmeciliğini yapmakta, bunula birlikte My Activitiy Travel adında bir Seyahat Acentası bulunuyor. Ekol Drama ve İstanbul Tiyatrosu çatısı altında amatör olarak tiyatro yapıyor.
Fenerbahçe Spor Kulübü Kongre Üyesi, Beylerbeyi Rotary Kulübü Üyesi, Değer Otizm Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi.
2001 yılından bu yana kendisi gibi Turizmci Berra Barım ile evli.