r.yilmaz50@gmail.com1961 Bartın doğumlu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde okudu.Gazetecilik Mesleğine 1983 yılında Günaydın Gazetesi’nde başladı.TSA, Dünya, Akşam ve Aydınlık Gazetesi, 24 TV ve TRT Spor’da çalıştı.TGC, TSYD ve TMOK Üyesi,Avrupa Fair Play Birliği (EFPM) Denetleme Kurulu Üyesi,Türk Spor Ajansı ve Hotel Gazetesi Yayın Danışmanı,Değer Otizm Derneği gönüllüsü.
Avrupa Fair Play Birliği’nce (EFPM) Tanıtım ve Eğitim dalında Vox Award ve Dünya Fair Play Konseyi’nce (CIFP) Tanıtım alında Şeref Diploması ile ödüllendirildi.
Zamanın tek hatası, nerede duracağını bilmemesiydi sanırım. Bartın’da yeşillikler içinde saklanan iki katlı aile yadigârı ahşap evimizde, yaşlı ebeveynlerimin derin sessizliğiyle kaplanan çocukluk hatıralarıma çakılan tek ses, mekanik ciddiyetiyle işini hiç aksatmayan yaşlı duvar saatinden gelirdi ve ürkütürdü beni nedense. Tik Tok, Tik Tok.
Anlatıldığına göre Almanya’nın en büyük fabrikasında işçi olarak çalışan dayım, gittiğinin onuncu yılında izne gelirken getirmişti yanında. Çocukluğumda akşam olunca konuşmaya başlayan uzun ahşap sofa boyunca yürürken, saatin ritmine beceriksizce ayak uydurmaya çalıştığımı hatırlıyorum. Salondaki herkes, hep birlikte susarken dahi duvar saati hiç durmazdı, hepimiz uyurken bile yelkovan ve akrep rüyalarımda beni kovalamayı hiç bırakmazdı. Tik Tok, Tik Tok.
Zaman akıp gidiyor, Henri Bergson’a nazire yapar gibi zor ve acılı günlerde yavaş, güzel anlarda ise daha hızlı aktığına inandırarak kovalıyor insanı. Bir bakmışsınız altmış, gözünüzü açıp kapatmışsınız yetmiş yılı devirivermişsiniz. Ancak geriye dönüp baktığınızda, hayattan alacaklı olmadığınızı fark edersiniz. Yıllarını vermek karşılığında, çok kıymetli bir şey satın aldığınızı bilirsiniz: “Hayat tecrübesi”
Bu yüzden insanlar, koca bir ömrün rüzgâra kapılan bir yaprak gibi savrulup gitmesinden daha çok hayat tecrübelerinin yok sayılmasına alınır. Bu kadar pahalıya satın alınan değerlerin, bir kenara atılmasına, kıymet verilmemesine kızarlar. Tecrübeden faydalanmayı ret eden insanların tekrar tekrar başlarını duvarlara çarpmasına bir anlam veremezler.
Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi’nin (TMOK) asırlık tüzüğünün, 23 Ağustos günü yapılacak “Olağanüstü Tüzük Genel Kurulu”nda, üyelerin iradesiyle değiştirilmesi gündemde. Ancak, üyelere gönderilen “tüzük taslağının” içerdiği bazı maddeler epey tartışma yarattı. Taslağı baştan sona okuduğumda, ilk aklıma gelen dayımın getirdiği duvar saati oldu yeniden. Yine o çocukken ezberlediğim duygudan uzak metalik ses yankılandı kulaklarımda. Bir ömür verilerek satın alınan hayat tecrübesinin göz ardı edilmesinin hüznü kapladı içimi.
TMOK, geçmişten geleceğe akan güçlü bir nehir gibidir, kökleri bu ülkenin toprağına sarılmış asırlık bir çınardır. Geleneklerine bağlı, ancak gelişmelere ayak uyduracak kadar modern görüşlü üyelere sahiptir. Bu anıtsal kurum hayat tecrübelerini bizlerle paylaşmaktan kaçınmayan değerli büyüklerimizin feraseti sayesinde büyüyüp gelişmiştir. Ne yapsak haklarını ödeyemeyiz.
Yeni tüzük taslağına göre, artık TMOK yönetiminde ve kurullarında görev yapabilmeniz için yetmiş yaşından gün almamış olmanız gerekiyor. Üye başvurusu yapabilmeniz içinde altmış yaşından küçük olmalısınız. Bu yaşları dolduranlar ne kadar verimli, basiretli, çalışkan ve tecrübeli olurlarsa olsunlar sadece yılda bir kez Genel Kurula gelip oy vermekle yetinmek zorunda kalacaklar. Bir kurumun gençlerle takviye edilmesi elbette anlaşılacak bir durumdur, ancak büyüklerimize ve onların tecrübelerine hoyratça sırt çevirmekte bir o kadar garipsenecek bir anlayış olmalıdır.
Değerli büyüklerimizin sırf nüfus kâğıtlarındaki rakamlara bakarak bir kenara itilmeleri, tecrübe israfından başka bir şey değildir elbette. Kaldı ki bir tüzük değişikliği marifetiyle yasalar tarafından koruma altına alınan seçme ve seçilme hakkı kimsenin elinden alınmamalıdır. Vazgeçin bu yaş sınırlamasından. Bilmelisiniz ki Genel Kurul, özgür iradesiyle kimlerin görev alacağına, bu kuruma kimlerin faydalı olacağına karar verebilecek yetkinliktedir.
Tüzük taslağında üyelik başvurusu için altmış yaş sınırı getirmek için imza veren yönetim kurulu üyelerinin, içlerinde altmış yaşın üzerinde olan bazı isimleri aceleyle üye kabul etmelerini ise anlamak mümkün değil. Hem kendi hazırladığınız tüzük taslağında altmış yaş sınırı getireceksiniz, hem de kendinizi yalanlar gibi Genel Kurul öncesi altmış yaş sınırını görmezden gelerek üye kaydı yapacaksınız. “Keşke aranızda yetmiş yaşın üzerinde hayat tecrübesi sahibi daha çok yönetim kurulu üyesi bulunsaymış!” dedirteceksiniz sanırım.
Belki o zaman Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi’nin Yönetim Kurulu olarak, farklı sebeplerle birçok ülkede yasaklanan, gençler ve çocuklar üzerinde olumsuz etkileri olduğu yönünde birçok akademik çalışmaya konu edilmiş sosyal medya uygulaması Tik Tok ile beraber yol yürümeye karar vermezdiniz.
Sayın Başkan, bu iş birliğinden duyduğu memnuniyeti şu sözlerle dile getirmiş basın davetiyesinde: “Spor kültürünü dijital dünyada daha görünür kılmayı ve olimpik değerleri topluma aşılamayı amaçlayan bu ortaklıkla, özellikle gençler ve geniş kitleler Tik Tok’ta sporu daha yakından tanıyacak.”
Tik Tok’ta spor kültürünü daha görünür kılıp, olimpik değerleri geniş kitlelere tanıtmak fikri bütün Yönetim Kurulu üyeleri tarafından paylaşılıyor mu bilmiyoruz, ancak TMOK’un kaç üyesinin müstakbel yol arkadaşından memnun olduğunu elbette merak etmekteyiz.
Yol arkadaşları, yürüdükçe birbirine benzemeye başlarmış derler. Bakalım TMOK mu yol arkadaşına benzeyecek, yoksa Tik Tok mu olimpik değerlere sahip çıkmaya başlayacak, göreceğiz!
Tik Tok, Tik Tok zaman herkes için hızla akıp gidiyor, bilesiniz!
1961 Bartın doğumlu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde okudu. Gazetecilik Mesleğine 1983 yılında Günaydın Gazetesi’nde başladı. TSA, Dünya, Akşam ve Aydınlık Gazetesi, 24 TV ve TRT Spor’da çalıştı. TGC, TSYD ve TMOK Üyesi, Avrupa Fair Play Birliği (EFPM) Denetleme Kurulu Üyesi, Türk Spor Ajansı ve Hotel Gazetesi Yayın Danışmanı, Değer Otizm Derneği gönüllüsü. Avrupa Fair Play Birliği’nce (EFPM) Tanıtım ve Eğitim dalında Vox Award ve Dünya Fair Play Konseyi’nce (CIFP) Tanıtım alında Şeref Diploması ile ödüllendirildi.
Edebiyatçı olmanın muhtesem anlatım farkı …