rcengiz1965@gmail.com01.06.1965 Diyarbakır doğumlu. Lisans, Yüksek lisans ve Doktora eğitimini: Ankara Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor A.B.D.’da tamamladı.Ulusal ve uluslararası bilimsel Kongre ve Sempozyumlarda 84 bildirisi bulunmaktadır.Ulusal ve uluslararası spor bilimleri dergilerinde 45 yayınlanmış makalesi yer almıştır.“O Küçe Senin Bu Küçe Benim”, “Kulübümüz Köklü, Camiamız Büyük Allah Kerim”, “Köşeli Yazılar”, “Top Patladı Şimdi Onarma Zamanı”, “İletişim”, “Sporda İletişim”, “Futbolda Yıldırma” ve “Her Sorun Futbola Gol Oluyor” kitaplarını yazdı.TBMM ve bazı bakanlıklarda çeşitli komisyonlarda görev aldı.Birçok ödül sahibi, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Rekreasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi olan yazar evli ve iki çocuk babası.
İnançlarımız, davranışlarımızı şekillendirir; davranışlarımız da spora ve insana yüklediğimiz değerin aynası hâline gelir. Psikolojide Harold Kelley’in geliştirdiği Covariation Modeli (Birlikte Değişim / Varyasyon Modeli) göre insanlar bir davranışı değerlendirirken üç temel ölçüye başvururlar: tutarlılık, benzerlik ve belirginlik. Model, insanların sadece tek bir davranışa değil, o davranışın zaman içinde (tutarlılık), benzer durumlarda (belirginlik) ve aynı durumda başkalarının ne yaptığıyla (benzerlik / uzlaşma) birlikte değerlendirme yaptığını savunur.
Bir kişi farklı zamanlarda aynı davranışı sergiliyorsa tutarlıdır. Benzer durumlarda başkaları da aynı tepkiyi veriyorsa, o davranış benzerlik taşır. Ancak davranış yalnızca belli bir durumda ortaya çıkıyorsa, yani belirginlik gösteriyorsa, bu durum davranışın yalnızca çıkar veya koşula bağlı olduğunu gösterir.
Bu üç ölçüt yalnızca psikolojik analizlerde değil; sporda, özellikle futbolda da oldukça anlamlıdır. Bir futbolcu sahada yalnızca bazı maçlarda gayret gösteriyorsa tutarlılığı zedelenmiştir. Bir hakem aynı pozisyona iki farklı karar veriyorsa adalet duygusu sarsılır. Bir taraftar sadece kendi takımının lehine “adalet” talep ediyorsa, değer değil çıkar peşindedir. Futbol, değerlerin en çıplak biçimde görüldüğü sahadır; çünkü inançlar, değerleri destekler ve davranışa dönüşür.
Günümüzde sporun, özellikle profesyonel futbolun en sancılı sorunlarından biri, bahis odaklı yozlaşmadır. Örneğin, son yıllarda yaşanan büyük bahis skandalları; hakemler, futbolcular, kulüp yöneticileri ve spor yorumcularını kapsayan geniş soruşturmaları beraberinde getirmiştir. Bazı hakemlerin binlerce maç için bahis oynadığı, bazı futbolcuların ise kendi takımlarının maçlarına bahis oynamakla suçlandığı tespit edilmiştir. Bu tür olaylar, sporda güvenin, adaletin ve dürüstlüğün ne kadar kolay zedelendiğini ortaya koymaktadır.
Bu bağlamda futbolun ve genel anlamda sporun yalnızca fiziksel aktivite veya eğlence olmadığını, etik, değer ve toplumsal sorumluluk bilinci üzerine inşa edilmesi gerektiğini görmek gerekir. Bir sporcu, daha çok çalıştığında daha iyi performans göstereceğine inanıyorsa ve bu inanç tutarlı bir şekilde davranışa dönüşüyorsa, çalışma onun için bir değer hâline gelir. Ancak inançsız emek kısa sürede tükenir; bahis odaklı skor veya çıkar anlayışı ise sporun ruhunu yerle bir edebilir.
Bugün futbolun yaşadığı en büyük problem, hatırlanması gereken zaferlerin değil, geçici kazançların peşine düşülmesidir. Ne yazık ki çoğu zaman değeri yalnızca skorla ölçüyoruz. Futbolu sadece bir “haz oyunu” veya “zafer alanı” olarak görüyoruz. Oysa futbol, insanların keyif aldığı, nefes aldığı, aidiyet ve topluluk bilinci geliştirdiği bir kültür mirasıdır. Onu bu yönüyle koruyabilirsek, futbolun marka değeri ve insan değeri de kendiliğinden yükselecektir. Bahis ve çıkar odaklı yaklaşımlara karşı saygı, adalet, emek, disiplin ve tutarlılık üzerine kurulu bir spor anlayışını savunmalıyız.
Sonuç olarak, gerçek başarı yalnızca skor tabelasında değil; insanlık ve etik değerler tabelasında da yazabilenlerindir. Eğer spor camiası—yöneticisi, hakemi, oyuncusu, taraftarı ve izleyeniyle—bu bilinçle hareket ederse, spor toplumsal dayanışmanın, insanlığın ve saygının güçlü bir aynası hâline gelir.
Öneriler:
Eğitim ve Bilinçlendirme: Sporcular, hakemler, yöneticiler ve taraftarlar, etik, adalet ve değer odaklı davranışların önemi konusunda düzenli eğitim ve bilinçlendirme programlarına tabi tutulmalıdır.
Denetim ve Şeffaflık: Bahis ve çıkar odaklı yozlaşmanın önlenmesi için profesyonel denetim mekanizmaları kurulmalı, şeffaflık artırılmalı ve disiplin cezaları etkin şekilde uygulanmalıdır.
Rol Model ve Liderlik: Kulüp yöneticileri, antrenörler ve sporcular, saha içinde ve saha dışında değer odaklı davranış sergileyerek gençler için pozitif rol model olmalıdır.
01.06.1965 Diyarbakır doğumlu. Lisans, Yüksek lisans ve Doktora eğitimini: Ankara Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor A.B.D.’da tamamladı.
Ulusal ve uluslararası bilimsel Kongre ve Sempozyumlarda 84 bildirisi bulunmaktadır.
Ulusal ve uluslararası spor bilimleri dergilerinde 45 yayınlanmış makalesi yer almıştır.
“O Küçe Senin Bu Küçe Benim”, “Kulübümüz Köklü, Camiamız Büyük Allah Kerim”, “Köşeli Yazılar”, “Top Patladı Şimdi Onarma Zamanı”, “İletişim”, “Sporda İletişim”, “Futbolda Yıldırma” ve “Her Sorun Futbola Gol Oluyor” kitaplarını yazdı.
TBMM ve bazı bakanlıklarda çeşitli komisyonlarda görev aldı.
Birçok ödül sahibi, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Rekreasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi olan yazar evli ve iki çocuk babası.