Betpasgiris.vip restbetgiris.co betpastakip.com restbet.com betpas.com restbettakip.com güvenilir casino siteleri casino siteleri canlı casino siteleri deneme bonusu veren siteler

sporgüncel spor haberlerifenerbahçegalatasaraybeşiktaştrabzonspor
DOLAR
45,4350
EURO
53,3656
ALTIN
6.864,51
BIST
14.611,95
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
17°C
İstanbul
17°C
Az Bulutlu
Cuma Az Bulutlu
20°C
Cumartesi Az Bulutlu
25°C
Pazar Parçalı Bulutlu
22°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
20°C

Doç. Dr. Recep CENGİZ

rcengiz1965@gmail.com 01.06.1965 Diyarbakır doğumlu. Lisans, Yüksek lisans ve Doktora eğitimini: Ankara Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor A.B.D.’da tamamladı. Ulusal ve uluslararası bilimsel Kongre ve Sempozyumlarda 84 bildirisi bulunmaktadır. Ulusal ve uluslararası spor bilimleri dergilerinde 45 yayınlanmış makalesi yer almıştır. “O Küçe Senin Bu Küçe Benim”, “Kulübümüz Köklü, Camiamız Büyük Allah Kerim”, “Köşeli Yazılar”, “Top Patladı Şimdi Onarma Zamanı”, “İletişim”, “Sporda İletişim”, “Futbolda Yıldırma” ve “Her Sorun Futbola Gol Oluyor” kitaplarını yazdı. TBMM ve bazı bakanlıklarda çeşitli komisyonlarda görev aldı. Birçok ödül sahibi, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Rekreasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi olan yazar evli ve iki çocuk babası.

Futbolda Roller Karışınca Düzen Bozulur

09.04.2026
31
A+
A-

Ligin sonu yaklaştıkça, puan tablosundaki her basamak daha fazla anlam kazanırken sahadaki tansiyon da aynı ölçüde yükseliyor; bu yükselişin en görünür sonucu ise futbolcu ve teknik direktörlerin hakem kararlarına yönelik artan itirazları oluyor. Ancak bu itirazlar yalnızca anlık kararları tartışmaya açmakla kalmıyor; oyunun bütününe yayılan bir algı kirliliği üretiyor.

Sürekli itiraz eden bir oyuncu, farkında olarak ya da olmayarak “oyun adil oynanmıyor” mesajını tekrar tekrar yayarken, kenardan oyunu yönetmesi gereken teknik direktör de aynı döngüye girdiğinde bu mesaj büyüyor ve neredeyse sistematik bir güvensizliğe dönüşüyor. Bunun sonucu sahada görünenden çok daha derin: Hakemin her kararı şüpheyle karşılanıyor, doğru kararlar bile tartışmalıymış gibi algılanıyor, güven zemini hızla aşınıyor. Güvenin olmadığı yerde ise futbol akamıyor; oyuncular pozisyona odaklanmak yerine düdüğü bekliyor, teknik akıl yerini gerilime bırakıyor, tempo düşüyor, yaratıcılık köreliyor. Böylece itirazlar, bir hakkı savunma refleksi olmaktan çıkıp oyunun kalitesini aşağı çeken, futbolun ruhunu yavaş yavaş aşındıran bir gürültüye dönüşüyor.

Bu tablonun en somut örneklerinden biri ise sahada neredeyse her maçta tekrar eden bir görüntü: Kurallar açık olmasına rağmen hakemin yalnızca takım kaptanlarıyla iletişim kurması gerekirken, her düdükte hakemin etrafı her iki takımdan oyuncularla sarılıyor. Adeta bir oyuncu kümesi oluşuyor; herkes aynı anda konuşuyor, itiraz ediyor, pozisyonu kendi açısından yorumlayıp hakeme karar için adeta suflörlük yapmaya çalışıyor. Futbol sahası bir anda köy kahvesine dönüşüyor.

Bu anlar, futbolun belki de en kritik kırılma noktalarından biri hâline geliyor. Çünkü burada mesele sadece bir kararın doğruluğu değil; kararın nasıl alındığına dair algıdır. Hakemin otoritesi kalabalık içinde eriyor, kaptanlık müessesesi işlevsizleşiyor ve oyunun disiplini göz göre göre zayıflıyor.

Futbolda sık sık şu soruyu soruyoruz: Hakem mi hatalı, futbolcu mu abartıyor, yoksa teknik direktör mü oyunu okuyamıyor
Oysa belki de asıl soru şu: Herkes gerçekten kendi işini mi yapıyor?
Düşünün bir an… Bir hakemi alıp sahaya futbolcu olarak koysak ne olur?
Koşu temposu yetmez, pozisyon bilgisi eksik kalır, refleksleri oyunun hızına ayak uyduramaz.
Peki, bir futbolcuyu düdük verip hakem yapsak?
Duygularına kapılabilir, tarafsızlıkta zorlanabilir, oyunun bütününü görmek yerine anın içinde kaybolabilir. Büyük bir felaket olur mu? Belki hemen değil. Ama oyunun dengesi bozulur, adalet duygusu zedelenir.
Şimdi daha çarpıcı bir senaryo: Saha kenarında oyunu yönetmesi gereken teknik direktör, tüm dikkatini hakeme vermiş. Sürekli itiraz ediyor, dördüncü hakemle tartışıyor; oyunu izlemek yerine kararları kovalamakla meşgul. Aynı anda hakemi de alıp o takımın başına teknik direktör yaptığımızı düşünelim. O hakem, oyuncu değişikliklerini zamanında yapabilir mi? Rakibin zaaflarını okuyabilir mi? Oyunun ritmini hissedebilir mi?
Cevap açık: Hayır.
Buradaki mesele sadece “yapabilir mi, yapamaz mı” değil.
Bu bir anlayış bir kültür sorunudur.
Her rolün kendine özgü bir bilgisi, bakış açısı ve sorumluluğu var. Hakemin görevi oyunun adaletini sağlamak; futbolcunun görevi oyunu oynamak; teknik direktörün görevi ise oyunu anlamlandırmak ve yön vermektir. Bu roller birbirine karıştığında ortaya sadece kötü performans değil, daha derin bir sorun çıkıyor: Oyunun düzeni, ritmi ve kalitesi bozuluyor.

Felsefi açıdan bakarsak burada adalet dediğimiz şey tam da budur: Herkesin kendi işini en iyi şekilde yapması. Bir futbolcunun sürekli hakemle uğraşması, aslında kendi işini bırakmasıdır. Bir teknik direktörün oyunu değil, hakemi yönetmeye çalışması görev sapmasıdır. Hakemin de oyunun aktörü gibi davranması veya oyunun önüne geçmesi aynı şekilde bir sınır ihlalidir.

Futbolda en büyük adaletsizlik, hatalı bir karar mı, yoksa rollerin birbirine karışması mı?
Belki de asıl tehlike hakem hataları değil; sistemin içten içe çürümesidir. Çünkü bir noktadan sonra herkes başkasının işine karışmaya başlarsa kimse kendi işini doğru düzgün yapamaz. O zaman da ortaya ne iyi futbol ne adil bir oyun çıkar.
Sonuç basit ama derin: Hakem hakemliğini yapacak, futbolcu futbolunu oynayacak ve teknik direktör takımını yönetecek.
Aksi hâlde sahada oynanan şey futbol değil; düzensizliğin kendisi olur.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.