bahrivreskala@gmail.comİstanbul-İzmir Gençlik ve Spor e. İl Müdürü, TMOK Konsey Üyesi, İzmir KulüplerBirliği Kurucu ve Danışma Kurulu Üyesi, Türkiye Futbol Adamları Derneği İzmirŞube Başkanı, Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi, Ege Tenis Eğitim VakfıKurucu Üye ve Başkanı, Atletizm, Futbol, Masa Tenisi, e. Hakemi, Atletizm, SualtıYüzme Federasyonları e. Üyesi.
Tanju Çolak ; 1963 Samsun doğumlu Tanju Çolak, futbolumuzda santrafor mevkiinde görev almış eski bir milli futbolcudur. Futbol tarihimizin 335 gol ile gelmiş geçmiş en golcü futbolcusudur. 39 gol ile Süper Lig’de bir sezonda en çok gol atan ve 6 gol ile Süper Lig’de bir maçta en fazla gol atan futbolcu rekorlarını elinde bulundurmaktadır. Aynı zamanda 217 gol Metin Oktay’a ait olan Süper Lig’de en çok gol atan futbolcu rekorunu 24 yıl sonra 240 golle kırmıştır ve Süper Ligin en çok gol atan futbolcusu unvanını almıştır. 2007 yılından 249 golle Hakan Şükür bu rekoru kırıncaya kadar 13 yıl boyunca bu unvanı taşımıştır. Ayrıca Tanju Çolak “ Avrupa Altın Ayakkabı Ödülü‘nü “ alan tek Türk futbolcusudur. 2’si 1. Lig, 3’ü Süper Lig olmak üzere 5 defa üst üstte, gol kralı olmuştur. Bu başarılarından sonra 1987-88 futbol sezonunda Galatasaray Spor Kulübü’ne transfer oldu. Galatasaray formasıyla ilk sezonunda 39 gol atarak kariyerinde 5., Süper Lig üçüncü defa gol krallığına ulaşırken hem Metin Oktay’a ait bir sezonda en çok gol atma rekorunu kırdı, hem de Avrupa liglerinde o yıl en çok gol atan futbolcu unvanını aldı. 1988-89 futbol sezonu Şampiyon Kulüpler Kupası’nda yarı final oynayan Galatasaray’ın kadrosunda bulunan Tanju Neuchâtel Xamax ve Monaco’ya attığı gollerle takımını kurtaran futbolcu oldu oldu. 1989 yılında tüm zamanların en iyi orta saha oyuncularından biri olarak kabul edilen Brezilyalı efsanevi futbolcu ve teknik direktör Zico’nun (gerçek ismi Arthur Antunes Coimbra) jübile maçında Tanju Çolak turnuvanın karmasında yer almayı başardı. 1990-91 sezonunda dördüncü gol krallığına ulaştı.1991-92 sezonunda olaylı bir şekilde Fenerbahçe‘ye transfer oldu. Fenerbahçe forması ile de aynı başarısını sürdüren Tanju, 53 maçta 50 gol attı ve 1992-1993 sezonunda beşinci ve son kez gol kralı oldu. Daha sonra astronomik bir yıllık maaşla 1. Ligde mücadele eden İstanbulspor’a transfer oldu. Çolak, 1994’te, kaçak Mercedes davası nedeniyle aldığı hapis cezası yüzünden, mecburen 1994’te futbolu bıraktı. Jübile maçı 29 Temmuz 1998 tarihinde Fenerbahçe Stadı’nda Fenerbahçe ile Bursaspor arasında oynandı .Futbol hayatı boyunca Türkiye Futbol Liglerinde oynadığı 296 karşılaşmada 257 gol atarak, karşılaşma başına (0.87) ile en yüksek gol ortalamasıyla oynayan 2. Futbolcudur. Rahmetli Metin Oktay ( 0.89 ) otalama ile 1. sıradadır. Tanju Çolak sadece Galatasaray’da oynadığı yıllarda; 6 kupa kazanma heyecanını yaşamış ve yaşatmıştır. * Süper Lig (1) : 1988 ,*Türkiye Kupası (1) : 1990-91, * Süper Kupa (2) : 1988,1991, * Başbakanlık Kupası (1): 1990, * TSYD Kupası (1): 1987. 55 defa Milli Takımlarımıza davet edilen Tanju Çolak, 14 defa Türkiye U-18, 10 defa Türkiye U-21, 31 defa da Türkiye A Millî takım formasını giymiş karşılaşmalarda 12 gol atmıştır. Futbolu bıraktıktan sonra, Siitspor’da önce teknik direktör sonra Başkanlık, daha sonra da Göztepe’de teknik direktörlük yapmıştır. Ayrıca kısa dönem A2 Milli Takım teknik direktörlüğü de yapmıştır. Tanju Çolak 2000 yılından sonra teknik direktörlüğe ara vermiştir ve kendisinin kurduğu Progol menajerlik bürosunda menajerlik ve bir spor gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. Kısa bir dönem siyaset ile uğraşan Tanju Çolak başarılı olamadı.
Görüleceği üzere efsane futbolcularımızdan Tanju Çolak’ın Ülkemiz futboluna oldukça fazla hizmeti var. Özellikle de Galatasaray’ın başarılarında katkısı çoktur. Bu nedenle geçen hafta sosyal medyada Tanju Çolak’ın büyük hizmet verdiği Galatasaray Kulübüne çok ciddi bir serzenişi var. Tanju Çolak fotoğraflı açıklamasında diyor ki; “Şampiyonluk Kutlamasına beni çağırmadılar.Çağıracaksın Kardeşim. Bir tane Tanju Çolak var. Altın Ayakkabıyı Galatasaray’da aldı. Galatasaray’ı Galatasaray yapan hiçbir Türk Futbolcuyu Çağırmıyorsunuz” BİZ GAVUR MUYUZ? diye Galatasaray Yönetimine ve tüm ilgililere sorarak eleştiriyor. Bence bu eleştiride, serzenişte Tanju Çolak çok haklıdır. Zira her olayda, başarıda emeği geçen kişilere teşekkür edilmesi, hatırlanmaları ve unutulmamaları çok önemli, erdemli bir “vefa” olayıdır ve gereklidir. Bilindiği üzere vefa en temel insani duygulardan, erdemlerden ve bağlılık göstergelerinden biridir. Sevgi, dostluk ve sadakatte kararlılık, sözünde durma, iyilikleri unutmama ve zor zamanlarda destek olma anlamlarına gelen köklü bir bağlanma biçimidir. Unutulmamalıdır ki; “Geçmişini bilmeyen geleceğine yön veremez…” Bu tür hatalar sporda Fair – Play’e de aykırıdır. Spor centilmenliktir, dostlukları geliştiren, pekiştiren önemli bir etkinliktir. Tanju Çolak’a yapılan bu yanlış hareket centilmenliğe, geçmişine çok önem veren, gençlerimize ve tüm kulüplere örnek olan Galatasaray Kulübümüze yakışmadı. Hatırlanacağı üzere Tanju Çolak’ın futbolculuğu döneminde kulüplerimizde şimdiki gibi 14 yabancı futbolcu yoktu. Öyle ki; 17 Mayıs 2000 tarihinde deplasmanda Galatasaray, Kopenhag (Danimarka) Parken Stadı’nda oynanan finalde Arsenal’i 4-1 mağlup ederek UEFA – ( Avrupa Futbol Federasyonu Birliği ) Kupası’nı kazandı ve Avrupa’da kupa kazanan ilk Türk Takımı olarak tarihe geçti. Bu başarıda kendi gençlerimizin başarı payı çoktur. O yıllarda (1999-2000 ve 2000-2001 futbol sezonlarında) Türkiye 1. Futbol Ligi’nde kulüpler kadrolarında en fazla 5 yabancı futbolcu bulundurabiliyordu. Süper Lig’de yer alan yabancı oyuncu sayısı, lig tarihinde ilk kez 100 sınırını aşarak sezon başı 101, ara transferlerle birlikte 123‘e ulaşmıştı. Günümüzde ise bu sayı 14 tür. Buna göre Ülkemizde yabancı futbolcu sayısı oldukça fazladır. Bu fazlalık da gençlerimizin haklarının yenilmesine sebep olmaktadır. Zira kendi gençlerimizde forma ve Ülke aşkı vardır. Yabancılarda ise sadece para aşkı vardır. Bu nedenledir ki , kendi gençlerimize gereken önemi vererek ve güvenerek kısa vadeli projelere değil, uzun vadeli başarıyı getirecek projelere öncelik verilmelidir. Buna bağlı olarak yabancı futbolcu ve teknik direktör sayılarını azaltarak kendi gençlerimize fırsat vermeliyiz.