Betpasgiris.vip restbetgiris.co betpastakip.com restbet.com betpas.com restbettakip.com güvenilir casino siteleri casino siteleri canlı casino siteleri deneme bonusu veren siteler

sporgüncel spor haberlerifenerbahçegalatasaraybeşiktaştrabzonspor
DOLAR
47,5127
EURO
54,8153
ALTIN
6.175,37
BIST
13.458,10
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
29°C
İstanbul
29°C
Parçalı Bulutlu
Pazar Parçalı Bulutlu
29°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
31°C
Salı Açık
31°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
32°C

Nursel GÜLAY

nurselgulay@gmail.com 1945'te İzmir'de doğdu. Okul spor yurtlarında başladığı atletizme; milli sporcu, uluslararası hakem, hakem hocası, il temsilcisi, kulüp yöneticisi, federasyon üyesi olarak hizmet etti. Spor muhabirliği ile başlayan meslek yaşantısında hep sporla iç içe görevlerde bulundu. İzmir Beden Terbiyesi Bölge Müdürlüğü ve Ege Üniversitesi Beden Eğitimi Spor Yüksek Okulu'nda memur olarak, İzmir AAK, Yu-Pi ve Çimentaş Kulüplerinde ise yönetici olarak çalıştı. İzmir Masters Derneği, Naili Moran Atletizm Vakfı, Bornova Kültür Sanat Spor Vakfı, İstanbul Atletizm Vakfı gibi kurumlarda çeşitli görevler alan Gülay, Türkiye Futbol Adamları Derneği tarafından 'İnsanlar Yaşarken de Anılmalıdır' organizasyonunda “Spora Hizmet Ödülü” ile taltif edildi. Gülay, Halen, TMOK ve Türkiye Atletizm Vakfi üyesi olarak Türk Sporuna katkısını sürdürmeye çabalıyor.

Bir Çift Ayakkabı, Bir Ömürlük İz

31.07.2026
57
A+
A-
Yıllar önce bu köşede, yeniden atletizme dönüş hikâyemi kaleme almıştım. O yazıda, Erdenay Oflaz’ın yıllar sonra bir programda söylediği birkaç cümle beni yeniden sporun içine çeken yolculuğu hatırlatmama vesile olmuştu.
Yazı yayımlandıktan sonra beklemediğim güzel bir gelişme yaşadım.
Bir gün Zeynep Karabağlar ile telefonda konuşurken bana, “Nursel Abla, yanımda bir beden eğitimi öğretmeni var. Sizinle konuşmak istiyor.” dedi.
Telefonun diğer ucundaki isim Nur Özkartal’dı.
Anlattıkları beni yıllar öncesine götürdü.
Nur öğretmen, ilkokul yıllarında atletizmle tanışmış, ortaokul ve lise döneminde katıldığı yarışmalarla dikkat çekmişti. O yıllarda futbol lisansı vardı. İzmir’de yapılan kulüpler yarışında başarılı olunca onu Çimentaş Kulübü’ne davet etmiştim. Tire’den İzmir’e antrenmanlara geliyor, büyük bir azimle çalışıyordu.
Henüz lisansı bile çıkmadan kendisine sarı renkli, 41 numara çivili Adidas ayakkabı ile kulüp formasını vermiştim.
Aradan tam otuz beş yıl geçmiş.
Meğer o gün verdiğim ayakkabılar, onun hayatındaki en önemli dönüm noktalarından biri olmuş.
Telefon konuşmamızdan sonra bana uzun bir mektup gönderdi.
Mektubunda çocukluğunu, atletizme nasıl başladığını ve o gün yaşadığı mutluluğu anlatıyordu.
Ailesinin maddi imkânları çok sınırlıymış. O çivili ayakkabılar, belki benim için sıradan bir spor malzemesiydi ama onun için umut olmuştu. Hayata tutunma sebebi olmuştu.
Besim Aybars hocanın kendisine mektuplarla antrenman programları gönderdiğini, Tire’de tek başına o programlarla çalıştığını yazıyordu.
1994 yılında Niğde Beden Eğitimi ve Spor Bölümü’nü kazanmış.
Daha sonra beden eğitimi öğretmeni olmuş.
Afyon’da, İzmir’de yıllarca görev yapmış.
Amatör kulüplerde antrenörlük yapmış.
2010 yılından bu yana da Altınordu Spor Kulübü’nde gönüllü olarak hizmet vermeye devam ediyor.

Baba Nur Özkartal’dan sonra, oğlu Baran da aynı ayakkabılar ile antrenman yaptı, beden eğitimi öğretmeni oldu.

Ama mektubunda beni en çok etkileyen bölüm bunlar değildi.
Şöyle diyordu: “O ayakkabılar sadece bana hizmet etmedi. Öğrencilik yıllarımdan itibaren ondan fazla öğrencim aynı ayakkabıları giyerek atletizme başladı. İçlerinden beden eğitimi öğretmeni olanlar da çıktı, antrenör olanlar da…”
İşte o satırları okurken gözlerim doldu.
Demek ki bazen yaptığımız küçük bir iyilik, sandığımızdan çok daha uzun bir yol alıyor.
Bir çift çivili ayakkabı, yıllar boyunca onlarca çocuğun hayatına dokunabiliyor.
Bir sporcunun umutla attığı ilk adım, yıllar sonra başka çocukların başlangıcı olabiliyor.
Sporun en güzel tarafı da belki tam burada saklı.
Kazandığımız madalyalar zamanla vitrinlerde kalıyor.
Kırdığımız dereceler unutuluyor.
Ama bir insanın hayatına dokunabiliyorsanız, işte onun izi hiç silinmiyor.
Bugün 82 yaşında geriye dönüp baktığımda, en büyük mutluluğum kazandığım yarışlar değil; yıllar sonra karşıma çıkıp “Hayatıma dokundunuz.” diyen insanların varlığıdır.
Sanırım bir spor insanının geride bırakabileceği en kıymetli miras da budur.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.