Başkan Aziz Yıldırım, ülkemizde neredeyse bütün kulüplerin borç yükü altında bulunduğunu, futbolcu transferlerine astronomik ücretler ödendiğini ve mevcut anlayışın devam etmesi halinde bu borçların daha da artacağını belirtti. Fenerbahçe dahil hiçbir kulübün bu ölçüdeki harcamalara uzun süre dayanamayacağını vurguladı.
Aziz Yıldırım’ın konuşmasından bazı önemli bölümler:
“Fenerbahçe nasıl iyi bir ortama gelir bundan sonra? Futbolcu transferleri artık bundan sonra 100-150 milyona gidecek. Bu kulüp onu kaldıramaz. Türkiye’de hiçbir kulüp kaldıramaz. Borçlanan borçlanana, bir gün devlet ‘El koyuyorum ya da sat.’ der. Hayal değil. Ben boşuna konuşmam. Haberiniz olsun. Ben boşuna konuşmam. Öyle onu al, bunu sat… Bunun sonu yok.”
“Son yıllarda önceki Fenerbahçe Kulübü yönetimi tarafından aşırı sayıda yabancı futbolcu transferi gerçekleştirildi. Futbolculara ve menajerlere yüz milyonlarca avroyu aşan, vergiler dahil 536 milyon avroya ulaşan astronomik ödemeler yapıldı.”
“86 milyon nüfusu olan bir ülkede, Avrupa’da 5 milyonuz, çocuklar gelip milli takımda oynuyor, bizden oyuncu çıkmıyor. Sebebi sahalar ve tesisler. Eğitmen yok. Biz şimdi insanlara eğitim aldıracağız ve 5 yıl Fenerbahçe’ye imza atacak. Yeni bir organizasyon yapılacak. Liyakatle insanları getireceğiz. Bundan sonra da oyuncuları altyapıdan getirip oynayacağız. Başka çaresi yok, haberiniz olsun.”
“Geçen sene çıkarttırdım. Aziz Yıldırım 600 milyon borç bıraktı diyorlar ya, Aziz Yıldırım olmasa bugünleri göremezdiniz. Onu da bilin. Ataşehir, Kayışdağı sattınız. Stadyum yaptım, isim haklarını sattınız, localarını, kombinelerini sattınız ancak idare ettiniz. Aziz Yıldırım hiçbirini satmadı.”
“Son durum… Biz 217 milyon avro kulübe para sokmuşuz 22 Ekim itibarıyla. Bunun karşılığında da biz 186 milyon 304 bin avro harcamışız. 38 milyon avro da kasada para, bilginiz olsun.”
“Ben bir daha Divan’a gelmeyeceğim. Mayıstan sonra ben yokum, bir daha bu kulübün içine gelmem. Neden olduğunu da anlatacağım. Rica ediyorum sizden, kulübünüze sahip çıkın.”
Görüleceği üzere, yılların deneyimli kulüp başkanı Aziz Yıldırım da Türk futbolunda yaşanan ve artık görmezden gelinemeyecek boyutlara ulaşan bazı olumsuzluklardan şikâyetçi. Ben de uzun yıllardır, aşırı sayıda yabancı futbolcu ve teknik direktör tercih edilmesinin futbolumuza yarardan çok zarar vereceğini her fırsatta dile getirdim. Ancak ne yazık ki bu konuda istediğim sonuçları alamadım.
Bugün gelinen noktada gerçekler ortadadır. Kulüplerimiz, kadrolarını büyük ölçüde pahalı yabancı futbolculardan oluşturmalarına ve transferlere çok yüksek bedeller ödemelerine rağmen Avrupa kupalarında beklenen başarıları elde edemiyor. Aynı şekilde, A Millî Futbol Takımımızın uluslararası organizasyonlardaki performansının da bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum.
Bana göre mevcut sistemin ciddi biçimde incelenmesi, eksikliklerinin ortaya konulması ve köklü bir değişime gidilmesi artık zorunludur. Uzun yıllardır sürdürülen, yüksek maliyetli ancak istenilen başarıyı getirmeyen anlayışın yerine, kendi insanımıza ve öz kaynaklarımıza güvenen bir sistem oluşturulmalıdır.
Öncelikle kendi teknik direktörlerimize ve genç futbolcularımıza inanmalı, onlara gerekli imkânları sağlamalıyız. Kulüplerimizin kadrolarında altyapıdan yetişen oyuncuların ağırlığını artırmalı, gençlerimize yalnızca antrenmanlarda değil, resmi karşılaşmalarda da sorumluluk vermeliyiz. Kısa vadeli projelerle günü kurtarmak yerine, uzun vadeli, sürdürülebilir ve kalıcı başarıları hedefleyen bir futbol yapılanmasına yönelmeliyiz.
Ülkemizde başarılı olabilecek bilgiye, birikime ve yeteneğe sahip teknik direktörler, futbolcular ve spor yöneticileri bulunmaktadır. Yeter ki onlara güvenilsin, fırsat tanınsın ve liyakat esas alınsın. Kendi insanımız için forma ve ülke sevgisinin çok önemli bir motivasyon kaynağı olduğuna inanıyorum. Buna karşılık, yüksek ücretlerle transfer edilen yabancı futbolcu ve teknik direktörlerin bir bölümünde ekonomik beklentilerin ön plana çıkması, kulüplerimizin karşı karşıya bulunduğu önemli sorunlardan biridir.
Nitekim bazı kulüplerimiz, dünyanın en tanınmış ve yüksek ücretli teknik direktörlerini ve futbolcularını kadrolarına katmalarına rağmen arzu edilen başarıya ulaşamamaktadır. Bu durum, yalnızca yüksek bedelli transferlerle başarı elde edilemeyeceğinin açık bir göstergesidir.
Başkan Aziz Yıldırım’ın Fenerbahçe Kulübü Olağan Yüksek Divan Kurulu Toplantısı’nda samimi ve açık bir şekilde dile getirdiği hususların son derece önemli olduğunu düşünüyorum. Bu açıklamaların başta Türkiye Futbol Federasyonu yetkilileri olmak üzere, bütün kulüplerimizin yöneticileri ve Türk sporunun geleceğinden sorumlu kurumlar tarafından dikkatle değerlendirilmesi gerekmektedir.
Hayatı futbolun ve sporun içinde geçmiş biri olarak, Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım’a, Türk futbolunda uzun yıllardır gördüğüm ve her fırsatta dile getirdiğim sorunları, yanlışları açık bir dille anlattığı için çok teşekkür ediyorum. Çünkü başarı, kısa vadeli ve günü kurtarmaya yönelik uygulamalarla değil, uzun vadeli, ciddi ve sürekliliği olan projelerle elde edilir.
Türk sporunun ve futbolunun daha başarılı olması için yıllardır savunduğum düşüncelerin bugün böylesine önemli bir kulüp başkanı tarafından da dile getirilmesi, verdiğim mücadelenin ne kadar yerinde olduğunu bir kez daha göstermiştir.
Aşırı sayıda yabancı futbolcu ve teknik direktör tercih edilmesi nedeniyle ülkemizin zaman zaman “Yabancılar Cenneti” olarak nitelendirilmesi düşündürücüdür. Aziz Yıldırım’ın açıklamalarında, benim de yıllardır mücadele ettiğim yanlış uygulamalara dikkat çekilmesi, bu konudaki görüşlerimde “haklı çıktığımın” bir başka kanıtıdır.
Her fırsatta ısrarla belirttiğim gibi, ihtiyaç ve gerçekçi planlama gözetilmeden gerçekleştirilen aşırı sayıdaki yabancı teknik direktör, futbolcu ve sporcu transferleri, Türk futbolunun ve sporunun lehine değil, aleyhinedir.
Unutulmamalıdır ki Türk futbolunun geleceği, kendi gençlerine güvenen, altyapıya yatırım yapan, liyakati esas alan ve ekonomik gerçekleri göz ardı etmeyen bir anlayışla güvence altına alınabilir.