Betpasgiris.vip restbetgiris.co betpastakip.com restbet.com betpas.com restbettakip.com güvenilir casino siteleri casino siteleri canlı casino siteleri deneme bonusu veren siteler

sporgüncel spor haberlerifenerbahçegalatasaraybeşiktaştrabzonspor
DOLAR
50,0478
EURO
56,3139
ALTIN
6.597,38
BIST
11.333,27
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
12°C
İstanbul
12°C
Hafif Yağmurlu
Cuma Az Bulutlu
12°C
Cumartesi Az Bulutlu
12°C
Pazar Hafif Yağmurlu
11°C
Pazartesi Açık
13°C

Ömer GÜRSOY

Doğum Yeri ve Tarihi: Ankara, 23 Aralık 1964 Ankara Üniversitesi Basın Yayın YO mezunu. Başta Gençlik ve Spor Bakanlığı olmak üzere Bakanlık ve Başbakanlık Müşavirlikleri, Bakan Danışmanlığı, Başbakan Özel Kalem Müdürlüğü görevlerinde bulundu. Başak Sigorta, Ankaragücü Spor Kulübü, Basketbol Federasyonu Yönetim Kurulu Üyeliği, 12 Dev Adam’ın tarihi başarısında yaptığı çalışmalarla dönemin en başarılı Basketbol yöneticisi ödülünü aldı. TBF SUG Komitesi Başkanı/ Başdanışmanlık, Akşam ve Habertürk Spor Yazarlığı görevlerinde bulundu. 2006- 2024 yılları arasında Türkiye Futbol Federasyonu Engelliler Koordinasyon Kurulu Başkanı olarak görev yaptı, engelliler futbolunun dünya markası olması konusunda öncü bir rol oynadı. Engelliler Futbolunun yatay gelişimi konusunda ve özellikle de dünya çapında başarılarda imzası oldu. TMOK Kongre Üyesi, TMOK Fair Play Komisyonu Üyesi, Beşiktaş Jimnastik Kulübü Divan Kurulu Üyesi

Hangi Fenerbahçe? Karakter, Mücadele ve Reaksiyon!

05.11.2026
10
A+
A-
Sezon boyunca Fenerbahçe’nin neden bir türlü arzu edilen seviyeye ulaşamadığını sorguladım. Hem yazılarımda hem de TRT Spor’da, Spor Stüdyosu programındaki değerlendirmelerimde aynı sorunun peşinden gittim: Biz nasıl bir Fenerbahçe izlemek istiyoruz?
Aslında aradığım Fenerbahçe’nin nasıl bir takım olduğunu biliyordum.
Lyon deplasmanında 2-1’lik galibiyetle Şampiyonlar Ligi’ne katılma hakkı elde eden, Avrupa’nın en üst düzeyinde çeyrek final seviyesinde oyun ortaya koyabilen, Samsunspor deplasmanında etkili futboluyla dikkat çeken ve Roma maçının ikinci yarısında izlediğimiz o takım…
Ben hep o Fenerbahçe’yi aradım.
Üç gollü, sekiz gollü galibiyetler elbette değerlidir. Ancak beni asıl etkileyen skor tabelası değil, takımın sahaya koyduğu karakterdi. Çünkü iyi futbol yalnızca rakibe atılan gollerin sayısıyla ölçülmez. Mücadeleyle, oyun disipliniyle, kazanma arzusuyla ve en önemlisi zor anlarda gösterilen reaksiyonla anlam kazanır.
Ta ki Liverpool maçına kadar…
Dün gece, uzun zamandır görmek istediğim Fenerbahçe’yi sahada gördüm.
Üstelik iki kez geriye düşmesine rağmen!
İşte büyük takım reaksiyonu tam da buydu. Skorun gerisinde kalınca dağılan, oyundan kopan, yenilgiyi kabullenen değil; her defasında ayağa kalkıp yeniden mücadele eden bir takım vardı sahada.
Elbette maçın teknik ve taktik analizleri yapılacaktır. Eksikler, hatalar, savunma zaafları ve yenilen goller konuşulacaktır. Nitekim Fenerbahçe yine kolay goller yedi. Ancak bu kez başka bir şey gördük: Takımın bütün bu olumsuzluklara rağmen mücadeleden vazgeçmediğini, oyunun içinde kalmak için sonuna kadar savaştığını…
Bence gecenin en kıymetli tarafı buydu.
Futbolcuların içinde bulunduğu zor dönemi düşündüğümüzde, ortaya koydukları bu reaksiyonun değeri daha da artıyor.
Her topun peşinden koşan, ikili mücadeleden kaçmayan, arkadaşını ayağa kaldıran, tribünleri oyunun içine çekmeye çalışan bir takım vardı. Fenerbahçeli futbolcuları defalarca elleri havada gördük. Adeta bir amigo gibi taraftara sesleniyorlardı: “Hadi! Ayağa kalkın! Bize enerjinizi verin. Bakın, biz bu maçı kazanmak istiyoruz. Bu mücadeleyi sizinle birlikte vereceğiz!”
Aslında tribünlere yalnızca destek çağrısı yapmıyorlardı. Taraftara bir söz veriyorlardı: Biz mücadele edeceğiz, siz de bizimle olun!
Fenerbahçe’nin Liverpool karşısında ortaya koyduğu futbolun en önemli mesajı buydu.
Evet, Fenerbahçe kolay gol yedi. Ama Liverpool’a da rahat oynama fırsatı vermemek, rakip kaleye gitmek, golü istemek ve kazanmak için saldırmak gerektiğini gösterdi. Çünkü büyük takım olmak, hiç hata yapmamak değildir. Büyük takım olmak, hata yaptığında ayağa kalkabilmek, geriye düştüğünde teslim olmamak ve son düdüğe kadar kazanabileceğine inanmaktır.
Peki, şimdi asıl soruyu soralım:
Hangi Fenerbahçe gerçek Fenerbahçe?
Mücadele etmeyen, reaksiyon gösteremeyen, geriye düştüğünde oyundan kopan ve yenilgiyi kabullenen Fenerbahçe mi?
Yoksa Liverpool karşısında izlediğimiz; savaşan, koşan, rakibin üzerine giden, taraftarını ayağa kaldıran ve formanın ağırlığını hissettiren Fenerbahçe mi?
Dün gece bize çok önemli bir gerçeği yeniden hatırlattılar: Karakter ortaya koymadan, yalnızca kaliteyle bir yere varamazsınız.
Kalite maç kazandırabilir. Ancak karakter, bir takımı ayağa kaldırır. Mücadele, inanç ve takım ruhu olmadan hiçbir yetenek tek başına yeterli değildir.
Dün gece sahaya konulan bu karakterin önünde şapka çıkarıyorum.
Çünkü ben Fenerbahçe’den yalnızca kazanmasını değil, kazanmak için sonuna kadar savaşmasını istiyorum. Kaybedebilir, hata yapabilir, gol yiyebilir. Bunlar futbolun içinde var. Ama mücadeleden vazgeçen, reaksiyon gösteremeyen, formasının sorumluluğunu hissetmeyen bir takım görmek istemiyorum.
Yazının başlığını özellikle “Hangi Fenerbahçe?” koyuyorum. Çünkü Liverpool karşısında gördüğümüz takım bize şunu gösterdi: Demek ki Fenerbahçe, şartlar ne kadar zor olursa olsun kora kor mücadele edebiliyor. Demek ki bu takımın içinde hâlâ güçlü bir karakter, büyük bir mücadele arzusu ve kazanma isteği var.
Şimdi sıra bunu bir maçın heyecanı olmaktan çıkarıp alışkanlık hâline getirmekte.
Süper Lig’de liderin 9 puan gerisinde olabilirsiniz. Şampiyonluk yarışında işler istediğiniz gibi gitmemiş olabilir. Ancak bunların hiçbiri mücadele etmemek için gerekçe olamaz.
Biz artık sahada Liverpool karşısında izlediğimiz Fenerbahçe’yi görmek istiyoruz.
Koşan, savaşan, birbirine sahip çıkan, taraftarıyla bütünleşen, geriye düştüğünde başını öne eğmek yerine yumruğunu sıkan bir Fenerbahçe…
Çünkü Fenerbahçe’nin büyüklüğü sadece kazandığı kupalarda değil, zor zamanlarda ortaya koyduğu karakterde de saklıdır.
Ve biz artık o karakteri her maçta görmek istiyoruz!
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.