rcengiz1965@gmail.com01.06.1965 Diyarbakır doğumlu. Lisans, Yüksek lisans ve Doktora eğitimini: Ankara Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor A.B.D.’da tamamladı.Ulusal ve uluslararası bilimsel Kongre ve Sempozyumlarda 84 bildirisi bulunmaktadır.Ulusal ve uluslararası spor bilimleri dergilerinde 45 yayınlanmış makalesi yer almıştır.“O Küçe Senin Bu Küçe Benim”, “Kulübümüz Köklü, Camiamız Büyük Allah Kerim”, “Köşeli Yazılar”, “Top Patladı Şimdi Onarma Zamanı”, “İletişim”, “Sporda İletişim”, “Futbolda Yıldırma” ve “Her Sorun Futbola Gol Oluyor” kitaplarını yazdı.TBMM ve bazı bakanlıklarda çeşitli komisyonlarda görev aldı.Birçok ödül sahibi, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Rekreasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi olan yazar evli ve iki çocuk babası.
Dünya kupasında Portekiz-Fas çeyrek final karşılaşması, taraftarın hayal gücünü süsleyen 5 Dünya Kupası’nda gol atan dünya yıldızı Ronaldo yine yedek!
“Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenince öbürleri de yanlış gider.” C. Brund
Portekizli oyuncular, saha içerisinde Ronaldo’suz uyumlu, birlikte hareket ediyor gibi gözüküyor. Ancak, bu oyuncuların birbirleriyle anlaşmasından değil pozisyon gereği ve aynı amaç üzerinde hırsların rastgele birleşmesine dayalı gibi.
Ronaldo yedek kulübesinde oturduğu için Faslı takımında hiç kimsenin canı sıkılmış gözükmüyor. Bu Faslılar için mutluluk verici bir durum.
Farklı pozisyonlarda oynasalar da 39 yaşındaki Pepe’nin oynatıldığı 37 yaşındaki daha atletik değerlere sahip “Ronaldo’nun yedek bekletilmesinin belirleyici nedeni bireysel performans değerlerinde değil” algısı yaratıyor.
Ronaldo’suz güçlü bir oyun taktiği olmayan Portekiz’in ilk yarının sonlarına doğru Fas karşısında yenik duruma geçmesi, kendisine dar gelen takım elbiseye girmeye çalışan şişko bir adamın yaşadıklarına benzetilebilir. Portekiz takımı Fas karşısında tıpkı fazlalıklarını elbiseye sığdırmak için göbeğini içine çeken, kumaş yırtılmasın diye soluğunu tutan bir adam görüntüsünde.
Portekiz sistemi rakibi oynatmamak olan Fas karşısında çaresiz, oyuna sonradan giren Ronaldo topun değil stresin peşinde koşan mutsuz bir futbolcu görüntüsü ekranlara yansıyor. Ronaldo’nun mutsuz görüntüsünde şaşılacak bir şey yok. Portekiz futbolunun en kariyerli futbolcusu yedek beklediğinde nasıl mutlu davranabilirdi ki?
Psikososyal açıdan insanın beş temel ihtiyacı “yaşama, sevme, ait olma, güç ve özgürlüktür.” Bu açıdan bakıldığında, Ronaldo’nun kariyerine ait olmayan bir hayatı yaşadığı için mutsuz olmasından doğal ne olabilir?
Teknik direktör Fernando Santos yaratıcı bir örneği sergileyerek Ronaldo’yu ‘hava toplarındaki hâkimiyeti, vuruşlar ve adam eksiltme’ gibi özel becerilerini kullanacağı bir taktik anlayışla oynatabilirdi. Çünkü Ronaldo gibi özel oyuncuların nasıl durdurulacağı bilinir ama maç süresince bunu uygulamak kolay değildir.
Bu bağlamda;
– Ronaldo’nun markasının rakip üstünde yarattığı psikolojik üstünlüğü kullanılabilirdi. Ronaldo’nun sahada olması rakip savunma oyuncularının hücum organizasyonlarında katılmaları için önemli bir engeldir.
– Ronaldo’nun, bu tür eleme maçlarında sahada olma gerekçesi özel yetenekleri olabilirdi. Çünkü bu yetenekler atletik performans değerleri dışında her futbolcunun yapamayacağı en kötü performans anında atacağı bir şut, yaptırabileceği penaltı veya bir gol pası genel anlamda koşu mesafesi, mücadele gücünün dışında olan şeylerdir.
– Ronaldo’nun liderlik özelliği kullanılabilirdi. Takımda Pepe, Fernandes, Bernando Silva veya João Félix gibi yıldız oyuncular olsa da maçın stres derecesi yüksek zor anlarında sorumluluk alabilmesi, takım arkadaşlarına güven aşılaması, gençlere özgüven kazandırması veya takımda paniği önleyici bir unsur olduğunu unutmamak gerekiyor.
– Ronaldo’nun, teknik direktörün hamle gücünü zayıflatacağını göz ardı etmeyebilirdi. Çünkü hiçbir teknik direktör sahada Ronaldo varsa, özel önlem almamak lüksüne sahip değildir.
Ronaldo gibi yıldız bir oyuncu yedek bekletilebilir ama bunun yanlış maçta yanlış nedenle yapılmaması gerekirdi.
Maçın sonuna doğru, Portekiz takım olarak savaşta bozguna uğramış bir donanma gibiydi. Saha içinde herkes farklı bir rota çizmiş, takım bütün olarak darmadağınıktı. Teknik direktör Fernando Santos ve futbolcular sorgu saatini bekleyen bir mahkûm gibiydi.
Portekiz’de başarısızlık; Ronaldo’nun liderlik özelliği, güçlü kişiliği, saygınlığı, etkileyebilme kapasitesi ve kariyerinin yarattığı psikolojik üstünlüğün yeterince değerlendirilmediği, hak ettiği saygının yeterince gösterilmediğiyle ilişkilendirilebilir.
Sonuç olarak, Teknik direktör Fernando Santos, kendisine kariyer ve milli takımda devamlılık kazandıran Ronaldo’yu yedeğe çekmek için takımın oyun anlayışını ve kurgusunu değiştirmesinin bedelini sadece Ronaldo değil, Portekiz ödedi.
01.06.1965 Diyarbakır doğumlu. Lisans, Yüksek lisans ve Doktora eğitimini: Ankara Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor A.B.D.’da tamamladı.
Ulusal ve uluslararası bilimsel Kongre ve Sempozyumlarda 84 bildirisi bulunmaktadır.
Ulusal ve uluslararası spor bilimleri dergilerinde 45 yayınlanmış makalesi yer almıştır.
“O Küçe Senin Bu Küçe Benim”, “Kulübümüz Köklü, Camiamız Büyük Allah Kerim”, “Köşeli Yazılar”, “Top Patladı Şimdi Onarma Zamanı”, “İletişim”, “Sporda İletişim”, “Futbolda Yıldırma” ve “Her Sorun Futbola Gol Oluyor” kitaplarını yazdı.
TBMM ve bazı bakanlıklarda çeşitli komisyonlarda görev aldı.
Birçok ödül sahibi, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Rekreasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi olan yazar evli ve iki çocuk babası.