bahrivreskala@gmail.comİstanbul-İzmir Gençlik ve Spor e. İl Müdürü, TMOK Konsey Üyesi, İzmir KulüplerBirliği Kurucu ve Danışma Kurulu Üyesi, Türkiye Futbol Adamları Derneği İzmirŞube Başkanı, Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi, Ege Tenis Eğitim VakfıKurucu Üye ve Başkanı, Atletizm, Futbol, Masa Tenisi, e. Hakemi, Atletizm, SualtıYüzme Federasyonları e. Üyesi.
Dünyada su… Su bütün canlıların yaşamları için çok önemli bir kaynaktır. Su sadece yaşam için değil, dolaylı olarak her türlü etkinlik ve faaliyet için gereklidir ve şarttır. Özetleyecek olursak su hayattır, canlıların yaşam kaynağıdır. Dünyamızın 2/3’ü su ile kaplıdır. Yapılan araştırmalara göre; Dünyadaki toplam su hacminin 1,386 milyar km³ (333 milyon kübik mil) olduğu tahmin edilmektedir. Bu suyun; %97,5’i denizlerde, okyanuslardaki tuzlu sulardan oluşmaktadır. Kalan %2,5’i ise tatlı sudur. Ancak tatlı suyun da sadece %0,3’ü yüzeyde sıvı hâlde bulunmaktadır. Tatlı suyun büyük bir kısmı da kutuplarda (Antarktika, Greenland) buzul ve çok derin jeolojik tabakalarda yeraltı suyu olarak bulunur. Uzaydan bakıldığında gezegenimiz mavi bir küre olarak görünmektedir. Bunun nedeni, yüzeyinin yaklaşık %71’inin suyla kaplı olmasıdır. Sıvı hâlde su, Dünya’yı Güneş Sistemi’ndeki diğer gezegenlerden ayıran en önemli maddedir. Jeolojik kanıtlar, sıvı hâldeki suyun 3,8 milyar yıldır Dünya’da var olduğunu göstermektedir.
Dünyada suyun önemi her geçen gün daha iyi anlaşılmakta ve su tüketimi konusunda ciddi tedbirler alınmaktadır. Dünya’daki suyun sadece yüzde 2-3’ü içilebilir. Günümüzde dünyamızda 2,1 milyar kişi temiz su imkânından mahrum durumdadır. Kirli su nedeniyle her saat başı 200 çocuk ölmektedir. Türkiye’de 1 yılda israf edilen 26 milyon ton gıda miktarı nedeniyle aynı zamanda 26,6 milyar metreküp su israf edilmektedir. Bu miktar, Keban Barajı’nın aktif depolama hacminden fazladır. İnsanlar tarafından kullanılan tatlı suların yaklaşık yüzde 70’i tarım ve hayvancılık için harcanıyor. 2030 yılına kadar dünya nüfusunun yüzde 40’ının içme suyu sıkıntısı yaşayacağı tahmin edilmektedir. 2040 yılına kadar yaklaşık 33 ülke su sıkıntısı çekecektir. Su stresi seviyeleri 5 üzerinden 5 olarak değerlendirilen en riskli sekiz ülke şunlardır: Bahreyn, Kuveyt, Katar, San Marino, Singapur, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Filistin ve İsrail. En zengin ülkeler; Bahamalar, Gine-Bissau, Malavi, Hollanda ve diğerleri.
Yapılan araştırmalara göre, 2032 yılına kadar dünya nüfusunun yarısından fazlasının su anlamında kıtlık ile karşı karşıya kalabileceği göstermektedir. Bir yandan da su kullanımı büyük ölçüde azaltılmadığı takdirde 2040 yılına kadar şiddetli su yokluğu oluşacağı tahmin edilmektedir. Bu gün Ülkemizde, bir yılda kişi başına düşen tatlı su miktarı yaklaşık 1566 m³’tür. Bu duruma göre ülkemiz su zengini bir ülke değildir. Ancak dikkatli kullanılmadığı takdirde bir yılda israf edilen 26 milyon ton gıda miktarı, aynı zamanda 26,6 milyar metreküp su israf edilmektedir. Bu nedenle su kaynaklarımızı çok dikkatli ve planlı bir şekilde kullanma mecburiyetimiz vardır. Yapılan araştırmalara göre; 161 ülke içinde su sıkıntısının en yoğun yaşanacağı 27’nci Ülke olacağımız değerlendirilmektedir. Dikkat edilmezse, 2050 veya 2100 yıllarında ülkemiz çok ciddi bir su krizi ile karşılaşacaktır. Bu tehlikeyi en aza indirmek için su kaynaklarımız çok dikkatli ve planlı yönetilmelidir.
Eski Çeşme Yolu
İzmir’de su… Son günlerde yaşadığımız gibi, bana göre İzmir’de görev almış yerel yönetimlerin kısa vadeli yanlış projeler ve uygulamaları nedeniyle ilimizde su kesilmeleri yaşanmaktadır. Yılın en sıcak günlerinde yapılan su kesintileri, “ilk’ler şehri” İzmir’e yakışmıyor. Yıllardır iklim krizinin yaşandığı dünyamızda yerel yönetimlerin, insan hayatını ve birçok faaliyeti doğrudan etkileyen uzun vadeli projelere öncelik vermeleri gerekiyordu ama verilmemiş. Özellikle sorumlu yetkililerin bu konuları dikkate almaları çok önemlidir. Unutulmamalıdır ki, her damla su geleceğimiz için yatırımdır. Yetkililer tarafından yapılan açıklamalarda her türlü tedbirin alındığı söylenmektedir. Bu doğru değil; tedbir alınsaydı bugün yaşadığımız su sıkıntıları olmazdı. Kaldı ki benzer su sıkıntısı 17 yıl önce de yaşandı. O dönem Aliağa’da Petkim’e ait özel barajdan su satın alınmıştı. Ama bugün bu konuda ciddi olarak geleceğe dönük tedbirin alınmadığı görülüyor. Böyle yönetim olmaz. Mesleğim spor yöneticiliği. Yazılarım genelde spor üzerinedir. Ancak 1994 İzmir Konak Belediye Başkan Adaylığım ve 2004 yılında İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığım çalışmalarımda, İzmir’e hizmet edecek belediye başkanı nasıl olmalıdır sorularımda bir belediye başkanının nasıl olması gerektiğini çok ciddi olarak detaylı inceledim ve öğrendim. Belediye Başkanı her şeyden önce seçildiği ilin “şehremini” olduğunu asla unutmamalıdır. İzmir Büyükşehir Belediyesi yönetimleri bu tür hayati yatırımları maddi olarak yapma gücüne sahiptir. Bana göre önemli bir yatırımdır. Hatırlanacağı üzere, önceki İzmir Valimiz Sayın Kutlu Aktaş’ın özel çalışmaları sayesinde Alaçatı Barajı hizmete girdi. Barajı Alaçatı’ya kazandırdığı için o günkü Cumhurbaşkanımız rahmetli Süleyman Demirel tarafından baraja Kutlu Aktaş ismi verildi.
Yukarıda belirttiğim şehir suyu açısından en riskli 10 ülkede İzmir’de yaşanan su sıkıntısı yoktur. Birleşik Arap Emirlikleri’nde Dubai’de hiç su kesintisi olmaz. Çünkü şehrin suyunu denizden arıtıp veriyorlar. Mutlaka diğer 9 ülke de çözüm bulmuştur. Mesele hizmette çözüm odaklı olabilmektir. Belediye Başkanı geleceğe dönük uzun vadeli projelere öncelik vermelidir. Seçimlerde hayali vaatler değil, yapılacak vaatler söylenmelidir. 17 yıl önce yine İzmir’de yaşanan su sıkıntısından ders alınıp çözüm üretilmeliydi, üretilmedi.
DSİ – Devlet Su İşleri tarafından 1,7 milyar TL yatırımla yapılan Karareis Barajı ve Salman Barajı Ortak Deposu, İletim Hattı ve Arıtma Tesisi projesi 09 Ağustos 2025 tarihinde hizmete girdi. Bu proje ile bugünden itibaren 3,7 milyon metreküp arıtılmış su artık Çeşme’ye ulaşacak. Yaz-kış içme suyu ihtiyacı güvence altına alınmış olacak. Ancak Sayın Bakanın açıkladığı; İzmir’de yılda 68 milyon metreküp, yani İzmir’in 100 günlük ihtiyacı kadar su, maalesef vatandaşa ulaşamadan şebekede kayboluyor. Barajların kurak dönemlerde denetimi, yıl boyu kullanılması ve işletme programına uyulmaması, su sorununu daha da büyütüyor. Unutmayalım, her damla su geleceğimizdir. Tüm belediyelerimizi kayıp-kaçak oranlarını en aza indirmek için gerekli yatırımları yapmaya, su kaynaklarını doğru kullanarak işletme programlarına uymaya davet ediyorum. Suyumuzu korumak artık bir tercih değil, gelecek nesillerimiz için zorunluluktur. Çok net bir mesaj; yapılması önemlidir. Emeği geçenlere teşekkürler.