bahrivreskala@gmail.comİstanbul-İzmir Gençlik ve Spor e. İl Müdürü, TMOK Konsey Üyesi, İzmir KulüplerBirliği Kurucu ve Danışma Kurulu Üyesi, Türkiye Futbol Adamları Derneği İzmirŞube Başkanı, Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi, Ege Tenis Eğitim VakfıKurucu Üye ve Başkanı, Atletizm, Futbol, Masa Tenisi, e. Hakemi, Atletizm, SualtıYüzme Federasyonları e. Üyesi.
Yönetici, bir kurumun, şirketin veya benzer kuruluşların hizmetlerini başarılı bir şekilde sürdüren, sorumlu olduğu işleri yöneten kişidir. Ancak yönetici, yapılan işleri tek başına değil, iş arkadaşları ile birlikte yapar. Özetle yönetici, işleri bizzat yapan değil; yapılması gereken işleri planlayan, sağlayan, düzenli bir şekilde yapılmasını takip eden, denetleyen ve başarıya ulaştıran kişidir. İyi bir yönetici, bulunduğu kurumun, kuruluşun veya şirketin planlanan, amaçlanan hedeflerine en etkili şekilde ulaşmasını sağlayan kişidir. Sorumlu olduğu iş yeri kaynaklarını iş arkadaşları ile birlikte en iyi şekilde yönetebilmelidir. Bunun için yöneticide olması gereken bazı özelliklere sahip olunması gerekir.
Şöyle ki; başarılı bir yönetici, güçlü iletişim becerilerine, adalet duygusuna, empati yeteneğine, başkasının duygularını anlama ve paylaşma becerisine, kriz anında soğukkanlı olabilme niteliklerine sahip olmalıdır. İyi bir yöneticide hoşgörülü, güvenilir, tutarlı, adil, dürüst olma ve sorumluluğu kabul etme gibi liderlik vasıfları da bulunmalıdır. İş arkadaşlarına saygılı olmalı, her başarıda “ben” değil “biz” anlayışını benimsemelidir.
İyi bir yönetici, öncelikle iş arkadaşlarıyla etkili iletişim becerilerine sahip olmalıdır. Zira iş arkadaşları ile açık ve net iletişim kurmak her zaman iyi sonuçlar verir. Ayrıca iyi bir yönetici, kısa vadeli projelere ve hedeflere değil; uzun vadeli, kalıcı ve sürdürülebilir başarıyı getirecek projelere öncelik ve önem vermelidir. Geleceğe dönük projelere öncelik tanıyan, kendi başarılarını iş arkadaşlarının da başarısı olarak aktaran, başarısızlık durumunda sorumluluğu üstlenen yöneticiler, iş arkadaşlarının güvenini kazanarak verimliliği artırırlar. Geleceği görebilme yeteneğine sahip, planlarını uzun vadeli yapan yöneticiler her zaman başarılı olurlar.
Bu kısa açıklamadan sonra en önemli kurumlardan biri olan yerel yönetimler nasıldır, şehri yöneten belediye başkanları nasıl olmalıdır? Belediye başkanı, belediye idaresinin başı ve belediye tüzel kişiliğinin temsilcisidir; belediyenin yöneticisidir. Seçildiği şehrin kısa ve uzun vadeli yatırımları, hizmetleri ve yaşayanları ile ilgilenmek asli görevidir. Bunun için de belediye başkanlarının yukarıda belirttiğim “yönetici kriterlerini” yerine getirme mecburiyetleri vardır.
Istanbul
Bu hizmet ve yatırımlar yapılırken şehrin tarihi dokusunun, geçmişinin, imar planlamasının ve geleceğe dönük projelerinin kısa vadeli değil, uzun vadeli olarak ele alınması önemlidir, gereklidir ve şarttır. Ancak günümüzde bunu, özellikle de büyükşehirlerimizde, seçilmiş belediye başkanlarımızın yapamadıklarını; geleceğe dönük uzun vadeli projelere önem vermediklerini görüyor ve yaşıyoruz. İlerleyen zaman içinde şehirlerin nüfusunun artarak büyüyeceği bilinmesine rağmen, maalesef geleceğe dönük olması gereken uzun vadeli projeler hayata geçirilmemiştir. Bu nedenledir ki büyükşehirlerimizde ulaşım çekilmez hâle gelmiştir.
Ankara
Gelişmeyi, medenî olmayı şehre yüksek katlı binalar, gökdelenler yapmak olarak algılamak bana göre büyük bir hata ve yanlışlıktır; şehre yapılan bir haksızlıktır. Dünyada birçok ülkede yüksek katlı binalar ve gökdelenler vardır. Ancak şehirlerin uzun vadeli planlamaları yapılırken nüfus artışı hesaplanmakta, yeni yerleşim alanları geleceğe göre oluşturulmakta ve bizdeki gibi sıkıntılar yaşanmamaktadır.
Pekin
Şöyle ki; Birleşmiş Milletler verilerine göre 19 Ocak 2026 tarihi itibarıyla mevcut nüfusu 1.414.305.512 olan Çin’in başkenti Pekin, 21 milyon nüfusuyla Çin’in en çok nüfusa sahip Şanghay şehrinden sonra ülkenin ikinci büyük şehridir. Pekin sadece idari değil, aynı zamanda eğitim, kültür ve bilim başkentidir ve 800 yıldır Çin’in başkentidir. Pekin’de de yüksek katlı binalar ve gökdelenler oldukça fazladır. Ancak şehir imar planları yapılırken eski ve tarihî yerler korunmuştur.
Benzer durumlar birçok Avrupa ülkesinde de vardır; ancak bizdeki gibi değildir. Onlar eskiyi ve tarihi koruyarak yeni yerleşim alanları oluşturmuşlardır. Ege’nin incisi İzmir’in, 1927 yılında yapılan ilk resmî sayımına göre nüfusu; il merkezinde 254.061, ilçe ve kır yerlerinde 271.944 olmak üzere toplam 526.005 idi. Zaman içinde nüfus artarak, 2024 sayımına göre il, ilçe ve kır yerleri dâhil olmak üzere 4.493.242’ye ulaşmıştır.
İzmir
Ne yazık ki yerel yönetimler ve belediye başkanları artan nüfusa göre şehir planlaması yapmadıkları için İzmir, sahip olduğu zengin tarihî özelliğini ve geçmişini kaybetmiştir. 1.580 sayılı Belediye Kanunu’nun ilk uygulama yılı olan 1930’da İzmir Belediye Meclis Üyesi olan rahmetli Dr. Behçet Uz, 10 Kasım 1931 tarihinde belediye başkanı olarak, sorunlarla dolu bir şehrin, İzmir’in yönetimini üstlenmiştir. 1931–1941 yılları arasında belediye başkanlığı yapan rahmetli Dr. Behçet Uz, İzmir’in planlarını ve yatırım projelerini geleceğe dönük, uzun vadeli olarak yapmış ve görev süresi boyunca bunu uygulamıştır.
İzmir
Ancak Dr. Behçet Uz’dan sonra, olması gereken geleceğe dönük planlara pek dikkat edilmemiş; özellikle 1950’li yılların ikinci yarısından itibaren ve bana göre günümüze kadar görev yapan tüm belediye başkanları ve yönetimler bu anlayışı terk etmişlerdir. Bu nedenle İzmir, bugünkü sıkıntılı günleri yaşamak zorunda kalmıştır. Özellikle 1950’li yıllarda Karşıyaka–Alsancak ve Güzelyalı’ya kadar uzanan sahildeki iki katlı evlerin yerine bitişik nizam, bugünkü on katlı yüksek binaların, adeta bir “ÇİN SEDDİ” gibi yapılmasına izin verilmiştir.
Günümüzde de bana göre benzer hatalar yapılmakta; bu kez hem sahilde (Bayraklı sahili) hem de iç kısımlarda 40–50 kata ulaşan gökdelenlerin yapımına izin verilmektedir. Bu durum, ilerleyen yıllarda İzmir’i de İstanbul gibi yaşanılmaz bir şehir hâline getirecektir. Eğer sabah ve akşam saatlerinde Alsancak’tan veya Atatürk Stadyumu’ndan (Mersinli’den) Karşıyaka Bostanlı’ya özel araçla iki saatte gidilebiliyorsa, burada geleceği göremeyen belediye başkanları ve yönetimlerin hatası var demektir. Tarih, bu hataları yapanları affetmeyecektir.
Ben de görevi gereği birçok Avrupa şehrini görmüş, çocukluğu Alsancak Kordon’da iki katlı bir evde geçmiş, 72 yıllık bir İzmirli olarak yapılan bu hataların tekrarlanmaması gerektiğine inananlardanım. Ne yazık ki İzmir’de “yol yok”, bina çok; ama inşaatlar büyük bir hızla devam etmektedir. Yazık, çok yazık.