Betpasgiris.vip restbetgiris.co betpastakip.com restbet.com betpas.com restbettakip.com güvenilir casino siteleri casino siteleri canlı casino siteleri deneme bonusu veren siteler

sporgüncel spor haberlerifenerbahçegalatasaraybeşiktaştrabzonspor
DOLAR
45,1833
EURO
52,7770
ALTIN
6.635,47
BIST
14.311,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
16°C
İstanbul
16°C
Az Bulutlu
Cuma Hafif Yağmurlu
11°C
Cumartesi Çok Bulutlu
14°C
Pazar Hafif Yağmurlu
13°C
Pazartesi Çok Bulutlu
15°C

Doç. Dr. Recep CENGİZ

rcengiz1965@gmail.com 01.06.1965 Diyarbakır doğumlu. Lisans, Yüksek lisans ve Doktora eğitimini: Ankara Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor A.B.D.’da tamamladı. Ulusal ve uluslararası bilimsel Kongre ve Sempozyumlarda 84 bildirisi bulunmaktadır. Ulusal ve uluslararası spor bilimleri dergilerinde 45 yayınlanmış makalesi yer almıştır. “O Küçe Senin Bu Küçe Benim”, “Kulübümüz Köklü, Camiamız Büyük Allah Kerim”, “Köşeli Yazılar”, “Top Patladı Şimdi Onarma Zamanı”, “İletişim”, “Sporda İletişim”, “Futbolda Yıldırma” ve “Her Sorun Futbola Gol Oluyor” kitaplarını yazdı. TBMM ve bazı bakanlıklarda çeşitli komisyonlarda görev aldı. Birçok ödül sahibi, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Rekreasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi olan yazar evli ve iki çocuk babası.

Skor Tabelasından Kalp Tabelasına: Bayram

23.03.2026
25
A+
A-

Futbol sadece bir oyun mu, yoksa insanın vicdanıyla sınandığı bir sahne mi?
Kazanmak her şeyin önüne geçerken, kaybettiğimiz neyi fark edemiyoruz?
Bir skor tabelasına bakarken, sahadaki insanı; bir galibiyete sevinirken, kaybedilen değerleri hiç düşündük mü?
Bugün futbolu konuşurken aslında sadece oyunu değil; vicdanı, adaleti ve insan kalabilme becerimizi konuşuyoruz. Çünkü mesele topun ağlara gitmesi değil, o topun peşinden koşan insanın neye dönüştüğüdür.

Oyunun kalitesi üzerinden değil, rekabete dayalı yönetim anlayışının çağdaş futbol anlayışına denk düşmediğini hiç düşündünüz mü? Spor tesislerinden çok hapishane veya hastane yapılmasının, bir o kadar hasta ve suçlunun varlığı anlamına geldiğini hiç düşündünüz mü?

Bir futbolcunun ayaklarından gelen yorgunluğun yavaş yavaş bedenine yayıldığını, alnından akan terin gözünüzü nasıl yaktığını veya düştüğü yerden nefes nefese nasıl kalktığını hiç düşündünüz mü? Rakipleriyle sürekli didişen futbolcunun, futbol oynama yeteneği olmasa hayatını nasıl kazanacağını düşünmeye bile korktuğumuz bir görüntü verdiğini hiç düşündünüz mü? Maçın son dakikasında penaltıyı kullanacak futbolcunun beyaz noktada topu yanına yetenek, özgüven, dikkat ve vuruş becerisini koyarak vuruş yaptığını, vuruş gol olduğunda umutlandığı, gol olmadığında topun ağlarla değil sorunlarıyla bütünleştiğini hiç düşündünüz mü?

Kazanmanın öncelendiği, rakibin umursanmadığı bir karşılaşmada “Vur kır parçala bu maçı kazan” derken, ayağı kırılan bir futbolcunun acısını içinizde hissetmeyi hiç düşündünüz mü?

Futboldaki hakem sorunun sağlıklı bir insan mantığı ve bilimsel yöntemle çözülmediğini hiç düşündünüz mü? Hakemlerin, özellikle derbi maçlarında neden ‘mezarlıkta korktuğundan ıslık çalarak geçen’ bir insan gibi düdük çaldığını hiç düşündünüz mü? Bir hakeme küfür edildiğinde, müsabakayı gurur ve heyecanla izleyen ailesinin yaşadığı üzüntüyü hiç düşündünüz mü? Hakemlere güven duymanın karşılıklı dürüstlükle mümkün olabileceğini hiç düşündünüz mü? Hakemleri, korunmaya muhtaç insanlara benzettiğimizi hiç düşündünüz mü? Evin içinde kaybettiğimiz kadınlar ve telefonun içinde unuttuğumuz çocuklar gibi hakemleri de tükettiğimizi hiç düşündünüz mü?

Ramazan Bayramı’nın, zamanın akışına iliştirilmiş sıradan bir tatil değil; insanın kendine, geçmişine ve vicdanına dönmesi için açılan bir kapı olduğunu hiç düşündünüz mü? Küskünlüklerin, kalbin derinliklerinde biriken ağırlıklar gibi taşındığını; bir bayram sabahı edilen bir selamla nasıl usulca çözüldüğünü hiç düşündünüz mü? Bir hastane odasında tutulan elin, bir kabir başında edilen duanın, insanın içindeki sessiz boşlukları nasıl doldurduğunu hiç düşündünüz mü? Büyüklerin ellerine dokunurken alınan hayır dualarının, görünmeyen ama hayatı ayakta tutan en güçlü dayanaklardan biri olduğunu hiç düşündünüz mü? Bayramın; rekabetin, öfkenin ve ayrışmanın değil, merhametin, vefanın ve birlik olmanın zamanı olduğunu hiç düşündünüz mü?

Yaşananlar düşündürücü, yaşatanlar yadırganmayacak gibi değil mi? İnsan her şeyin ölçüsü olunca… Bu saptamaların bir düşünsel açıdan “kusur”, kültürel açıdan “eksiklik” olduğunu söyleyebiliriz. Futbolda kazanmanın tek yolu topun ağlara değmesi değildir. Futbolu yapacağımız hizmet, takımıza vereceğimiz destek ve alacağımız haz; bunları “hissettiğimiz, anladığımız ve öğrendiğimiz” zaman, büyük bir kazanca sahip oluruz. Ne yapmamızı bildiğimiz kadar, ne yapmamamız gerektiğini de düşünebiliriz. Hakemi silip atmaya çalışmak doğru ve gerçekçi bir seçenek değildir. Bu hakeme haksızlık, ortak vicdan ve etik değerlere aykırılıktır. Hakem camiası ve kurullarını yok saymak, insanı da yok saymaktır.

Bugün, futbolun ve hayatın getirdiği hırs, öfke ve rekabet bir anlığına duruyor. Skor tabelalarının sesi susuyor; yerine paylaşılan bir selam, alınan bir hayır duası ve kalpte hissedilen merhametin sesi geliyor. Kazanmak yerine paylaşmayı, üstün gelmek yerine gönül almayı hatırlatan bir gün bu. Bugün, skor tabelasından kalp tabelasına bakmayı deneyelim.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.